[Mart 2017] Sooyoung Sports Donga Röportajı

sooyoung

Sooyoung’un Gözünden Girls’ Generation’ın 10 Senelik Arkadaşlığı

5 Ağustos 2007 bir Pazar sabahı. Kızla, 45 kişilik otobüste Seoul Deungchon-dong SBS salonuna gitmekteler. İki gün önce çıkış single’ları “Into The New World” çıkmış olan grup SBS Inkigayo’daki ilk performaslarını yapmak üzere yoldaydı. Bakışları buluştuğunda ise göz yaşlarını tutamıyorlardı. Bakışlardan kaçabilmek için durmadan pencereden dışarıya bakıyor, fakat hiçbir şeyi doğru dürüst göremiyorlardı. O vakitler otobüs Girls’ Generation’ın fotoğrafıyla kaplanmıştı. Üyeler, iyi göremedikleri manzaraya bakmaya çalışıyor ve göz yaşlarını tutuyorlardı. Ve ilk sahnelerine gittiler. Göz yaşlarına hakim oldular, performanslarını tamamladılar. Bekleme odasına dönerkense gözleri teker teker yaşarmaya başladı. İlk performanslarını kutlamaya gelen ebeveynleri onlarla birlikte ağladı. Bu göz yaşları, kısasıyla üç buçuk, uzunuyla yedi yıl içinde durmadan akıtılanlardan daha samimiydi. Kızlar yurtlarına geri döndüler ve yine ağladılar. Sooyoung’la Seoul Cheongdam-dong’daki 21. SM Entertainment binasında buluştuğumuzda bize gülümseyerek; “Pencereden dışarıya bakışımı, burnumu çekişimi ve doğru dürüst bir şey görmediğimi hatırlıyorum. Tekme kısmını bile bir sene boyunca çalıştıktan sonra gerçekleştirdiğimiz bir sahneydi.” dedi. Sooyoung’un bahsettiği tekme kısmı “Into The New World”ün koreografisinin bir parçası.  

 

“Şimdiler de bile yurtdışı konserlerine gittiğimizde sohbet için aynı odada toplanıyoruz. Bir çok üyemiz hayatlarının üçte birini berbaber geçirdi. 10 yıllık arkadaşlığın sırrı, üyeler arasındaki ilgi ve saygı.” 

 

Takımınızı 10 yıl boyunca ayakta tutabilmenizin sırrı nedir ?

“Sırrımız, üyeler arasındaki yakın ilişki. Sadece işe dayanan basit bir ilişki değil, birbirimize arkadaş olarak da bağlıyız. Bu sayede uzun zaman boyunca ayakta kalabildik. Bir üyenin sırf diğerlerinden büyük olduğu için ya da onun gibi bir sebepten ötürü tüm kontrolü ele geçirme bir durumu olmuyor. Birbirimizin hoşlandığı ve hoşlanmadığı şeyleri biliyor, birbirimize saygı gösteriyoruz. Birbirimize ilgi alaka gösteriyor ve biribiri ve olduğu gibi kabul ediyoruz. Böylelikle de bu noktaya kadar gelebildik.” dedi.

10 sene olduğuna göre artık daha az sıklıkla mı görüşüyorsunuz?

“Hala birlikte paylaştığımız bir çok anımız var. 10 sene birlikte olmak çok büyük bir olay. Bir çok üyemiz, hayatlarının 3’te 1’ini birlikte geçirmiş. Şimdiki şirketimde (SM Entertainment) hayatımın yarısını geçirdim. Üyeler haricinde neredeyse hiç yaşıtım olan bir arkadaşım yok. Birbirimize aile, iş meselelerini, endişelerimizi herşeyimizi anlatırız. İşte üyelerin arkadaşlıkları böyle.”

Duydum ki ilk çıkış zamanlarınızda birbirinize günlük deneyimlerinizi anlatmak için bir zaman belirlemişsiniz.

“ Uzun bir süre boyunca “5 dakikalık konuşma”larımız vardı. Zorunlu olarak her gün birbirimize deneyimlerimizi aktarırdık. Her gün özet olarak o gün bizi üzen şeyleri, daha dikkatli olamamız gereken meseleleri ve geliştirmemiz gereken şeyler hakkında konuşurduk. (Yurtlarımızdan ayrıldıktan sonra) Kendimize ait evlerimiz oldu ve ailemizle daha çok vakit geçirmeye başladığımızdan, uzun bir süre devam ettirsek de bir süre sonra yapmayı bıraktık. Şimdilerde ise yurtdışına konsere gittiğimizde bir odada toplanıyor ve aynı eski günlerdeki gibi birbirimizle deneyimlerimizi paylaşıyoruz. ”

İlişkileriniz hakkında konuşuyor ve iş hakkında da (bireysel çalışmalarınız) tartışıyor musunuz?

 “ ‘Yarın ne giysem?’ gibi basit şeylerden tutun da, ‘böyle devam et, daha çok böyle yap’ diyerek çalışmalar hakkında öneriler vermeye kadar her şey hakkında konuşuruz. 10 senedir beraber olduğum, farklı bir sanatçının deneyimlerinizi dinlemek beni etkiliyor ve beni  hırslandırıyor.”   

Bir üye yeni bir çalışma yaptığında diğer üyeler, kendini yanına gidip onu desteklemek zorunda hissediyor mu ?”

 “Üyeler için paradan daha çok en önemli olan şey zaman. Geçenlerde bir hayır konseri verdim ve diğer üyelere gelmelerini rica ederken kötü hissettim. Çünkü onlardan değerli zamanlarını harcamalarını istemiş oluyorum. Fakat, Tiffany gelip bana; “Şimdi sen kötü hissedeceğin için soramazsın” dedi ve gelmek için kendi vaktini bana ayırdı. Ve de benimle birlikte performans yaptı. Diğer üyeler solo albüm çıkardığında ya da bir dizi çektiğinde gidip onları destekliyorum. Bu, bir üyeden diğerine en değerli hediyedir.” 

83457592.2_99_20170323065804

—Ağustos 2015’te 5. albümleri “Lion Heart”ı yayınladıktan sonra Girls’ Generation, bireysel aktivetelerde bulundular. Özellikle bu sene, Yuri SBS ‘Defendant” adlı dizisinde ilk kez baş rolde yer aldı ve Seohyun MBC ‘Thief, Mr. Thief’  dizisinde Mayıs ayında rol alacak. Yoona Ocak’ta çıkan ilk Kore filmi ‘Confidential Assignment’ın başarısının tadını çıkarırken, Sooyoung ise Kasım 2007’de çıkan KBS 2TV sitcomu ‘Unstoppable Marriage’den beri oyunculuk kariyerine devam etmekte.  

Yuri ve Seohyun oyuncu olarak büyük bir aşama kaydettiler.

“Yuri ‘Defendant’ dizisi için kapsamlı olarak avukatlık mesleğini araştırıyor. Dizideki karakterinin Girls’ Generation üyesi olarak imajıyla uyuşmayacağını düşünerek çok endişelenmişti. Fakat bir bölüm oynadıkça karakterine bürünmeyi başardı. Bir arkadaş olarak başarılı olduğunu düşünüyor ve onunla gurur duyuyorum. Seohyun’un duygusal hassasiyeti çok iyidir. Her zaman beni şaşırtmayı başarıyor. Yapıp yapamayacağından emin değildim fakat harika bir iş çıkardı. İşini iyi yapan küçük kıskardeşim o benim, yani endişenmeme gerek yok.” 

Güney Kore’nin 20 yıllık kız grupları tarihinde Girls’ Generation 10 yıl yer aldı. Büyük bir gurur hissediyor olmalısınız.

“(Promosyonlarımız esnasında) İki sene öncesine kadar şu ana kadar yaptığımız her şeyin altında yatan büyük anlamı anlayabilmiş değildim. Bir kız grubu olarak Daesang ödülü almanın ve uluslararası turlara çıkmanın ne kadar zor ve büyük bir şey olduğunu fark edememiştim. Sadece görevlerimizi kendi gözümüzle ve sahne gözüyle doğru olması için sıkı hazırlanmakla çok meşguldük. Bireysel aktiveteler yaptığımızda, Girls’ Generation için yaptığım işin aslında en değerli iş olduğunu anladım. Yeteneklerimin ötesinde büyük bir sevgi kazandım. 8’imiz bir olunca Girls’ Generation gemisinde yol alabildik.    

Wonder Girls gibi aynı anda çıkış yaptığınız meslektaşlarınızın dağılmasına en çok siz üzülmüşünüzdür.

“Wonder Girls’ün band’e (müzik aletleri çalan grup) dönüşümünü izlerken onlara cidden saygı duymuştum. 10 sene boyunca performans yaparken biri bize gelse böyle bir band’e dönüşmeyi teklif etse ve buna kalkışsak başarabilir miydik merak ediyorum. Bu dönüşümlerini merak ettiğimden bütün Wonder Girls röportajlarını araştırdım ve okudum. Wonder Girls bize iyi bir örnekti ve biribirimize daha iyi olmamız için hırslandırıyorduk. Bir fan olarak dağılmalarını benim için hayal kırıklığı oldu ama bir meslektaş olarak hala onları desteklemeye devam ediyorum. Hala şarkılarını dinleyebiliyorum nasıl olsa”

Duyduk ki bu yaz 10. yıl dönümü için albümünüz çıkacakmış.

“(10. yıl dönümü albümü) en doğru ve kesin olarak yapılacak bir şey ve geçen seneden beri bütün üyeler bu konuda çok hevesli. Üyeler için bu dört gözle beklediğimiz en büyük olay.” 

83457827.2_99_20170323065806

“Umarım kız gruplarının temcilsi olarak sonsuza dek anılmaya devam ederiz.”

‘Into the New World’ şarkısı geçen sene Ehwa Women Üniversite’sinde öğrenciler için bir direniş şarkısı olmuştu. Ayrıca eski başkan Park Geunhye’nin suç iddalerı içn yapılan mum ışığı eşliğindeki protestonun da sesi olmuştu. Ünlülere aşina olan 20’lerindeki her insan için Girls’ Generation bir “dil” haline geldi. Şarkının içindeki birlik ve beraberliği hissettiren kalplerin “dili”…

Girls’ Generation için ‘Into the New World’ anlamı nedir?

“Kız gruplarının çıkış parçaları arasında adeta bir şaheser değil mi ? Haha. Bir sanatçı için şarkısının büyük kitlelerin ilgisini çekmesi gurur kaynağıdır. Değişik kuşakların bir arada olduğu insanların hep birlikte söyleyebileceği bir şarkıya sahip olmak mutluluk verici.”

TWICE, Japonya’daki Yomiuri Gazetesi tarafından  “Girls’ Generation’ın şanını yürütecek bir sonraki K-Pop kız grubu” olarak bahsedildi.

“‘Girls’ Generation’ın şanını yürütecek’ olan grup olarak tanınmaları beni gururlandırdı. Bizim zamanımızda yeni bir rookie (çaylak) grup çıktığında, ‘2. BoA’ diye anılırdı. Şimdi ise ‘2. Girls’ Generation’ çıktı.”

Şu günlerde hoobae kız gruplarını izlerken neler hissediyorsun ?

“Çok güzeller ve iyi gidiyorlar. Bizim kız gruplarımız kişisel duygularını pek yansıtmazlar. Bu yüzden de hep gülümsemek zorundadırlar. Her gün mutlu ve neşeli olmak mümkün değildir fakat onları gülümseyen yüzlerini her daim bozmadıkları için takdir etmek istiyorum.”

Girls’ Generation’ın en güçlü silahı nedir?

“Birbirimizin olumlu özelliklerini taklit etmeye çalışırız. Birimiz sıkı çalışıyor sa diğerimiz de aynısını yapar. Hangimiz standartları oluşturursa oluştursun birbirimizin olumlu etkisini alır ve veririz. Ayrıca birbirimizi hoş karşılamamız da bir güçlü silah. Her şeyden çok, biz ilk denememizde başarlı olmadık ve bu yüzden de ‘gelişmeye açık bir zihniyete” sahip olmayı asla unutmuyoruz. Popülerliğin kıymetini biliyoruz”

Girls’ Generation’ın nasıl anılmasını istersin?

“Umarım kız gruplarının temcilsi olarak sonsuza dek anılmaya devam ederiz.”

Girls’ Generation için en kritik dönemi seçmek gerekirse kuşkusuz Jessica’nın ayrılışı olacaktır. Bu talihsizliğin Girls’ Generation’ı daha güçlendirip güçlendirmediğini merak etmekteyiz. Sooyoung, sorumuzu ünlü bir dizinin repliğiyle tıpkı bir bilmece gibi cevap verdi.

“Geçirdiğimiz bütün zamanlar güzeldi. Hava güzel olduğu için, hava güzel olmadığı için ve hava yeterince güzel olduğu için.” 

KaynakSports Donga
İngilizce Çeviri: Sonexstella
Çeviri: Pelin

 

 

[150521] Jessica – Marie Claire Dergisi Haziran Sayısı Röportajı

Uzun bir süre önce Jessica çekimler için Marie Claire kameralarının karşısında duruyordu. Önceki gibi bir grup menajer ve çalışanı peşinden sürükleyerek değil, bu sefer stüdyoya tek başına geldi. Doğum gününden bir gün önceydi ve kendisine epey yakın olan fanlar ona ‘Sica’ diye seslenerek Jessica ve dergi çalışanları için hazırladıkları bir kutu cupcake ve içecekleri sundular. O, son zamanlarda biraz kilo almış gibi görünüyor ve şu aralar markası ‘Blanc&Eclare’in yeni koleksiyonunu hazırlamakla meşgul.

Her şey değiştiğinden beridir bu onun ilk röportajıydı, bu yüzden cevap verirken çok daha tedbirli görünüyordu. Ama bakışlarından artık geçmişi geride bıraktığını ve yeni hayallerinin peşinde koştuğunu anlayabilirsiniz.

”Bu sezon Blanc & Eclare’de kot serisi olacak. Kot işi gerçekten çok zor. Bu ürünleri giyecek olanların bakış açıları hakkında çok fazla düşündüm. Dar kot pantolonları tasarlarken Asyalılara hangi uzunluğun daha iyi olacağı hakkında düşünmem gerekti. Hong Kong’da ve Çin’deki Lane Crawford mağazalarında Blanc&Eclare ürünlerini bulabilirsiniz. Kore’de de satış mağazaları açıyoruz ve sanırım yakında alışveriş mağazalarında da dükkanlar açmaya başlayacağız.”

Son dönemlerde Jessica epey değişikliklikler yaşadı. Ve bu değişiklikler sonucunda da birçok kırıcı sözle karşı karşıya kaldı. Gerçeğin ne olduğunu ve nelerin yanlış anlaşıldığını belirtmekle vakit harcamaktansa sessiz bir şekilde yeni alanlara açılarak moda çizgisini geliştirmekle vakit geçirdi ve sahneden uzak bir dünyayla yüzleşmeye başladı. ”Dürüst olmak gerekirse bu röportaj için çok heyecanlıyım. Büyük yanlış anlaşılmalara sebep olan, söylemediğim şeyler yazıldı çizildi. Ve bunlar her olduğunda kendimi ifade edebileceğim diye bir şey yok. Daha büyük bir çerçeveden baktığımda, her şeyi açıklamaya çalışmaktansa açıklığa kavuşturacağım konular hakkında seçici olmak daha iyi diye düşünüyorum.”

”Tüm dünyanın benden nefret ettiğini hissettiğim zamanlar oldu. O zamanlar benim için zor geçmedi dersem yalan söylemiş olurum. Ama artık o kadar fazla takmıyorum. Daha güçlü durmaya çalışıyorum. Biraz fenaymışım gibi gözüküyorum. Sanırım insanlar bu yüzden benden daha çok nefret ediyor.”

”Her şey beni büyülüyor. Hazırladığım tasarımlar bir ürüne dönüşüyor ve bu ürünlerin mağazalarda sergilendiğini ve insanlar tarafından satın alındığını görmek gerçekten çok ilginç. Ama insanların bu markanın tek sorumlusu benmişim gibi yanlış bir algıları var. Gerçek şu ki bir ürün ortaya çıktığında tüm ekip üyeleri bir araya geliyor ve düşüncelerini paylaşıyorlar. ‘Temsilci’ ve ‘patron’ yakıştırmalarından dolayı biraz mahcubum ve kendimi sorumlu hissediyorum. İsmimin diğer insanların çabalarını gölgelemesinden üzüntü duyduğum zamanlar oldu.”

Jessica’nın zor zamanlarında en büyük güç kaynağı ailesi oldu. Kısa süre önce kız kardeşi, annesi ve babasıyla tatile çıktı. Idol olarak çıkışından bu yana ilk defa tüm aile olarak tatile gidebilmişler.

”SNSD’de olduğum zamanlarla kıyaslayınca hayatımda büyük farklılıklar var. Diğer üyelerle birlikte vakit geçirmek gerçekten çok keyifliydi ama artık kendimleyim, daha çok vaktim var. Moda tasarımı hakkında daha sağlam bilgiler edinmek için okula gitmeyi planlıyorum fakat henüz ne zaman gideceğime karar vermedim. Şimdilik aktif olarak kendi kendime öğreniyorum. Farkettim ki ne yollardan geçersem geçeyim kısa süre sonra daha ferah zamanlara kavuşuyorum. Çok zor yollardan geçmeme rağmen zaman geçtikçe daha mutlu bir ben ortaya çıkıyor.”

Ayrıca verdiği kararlarla daha özgür bir hale gelmiş. ”Hala SNSD üyesi olsaydım bu çekimleri bile yapma fırsatım olmayabilirdi. Idol grupları her zaman mutlu olmak zorunda. Kibar olmak, masum olmak ve parlamak zorunda. Ama ben artık 27 yaşındayım. Daima mutlu küçük bir kız olarak kalamam. Belki insanlar bu fotoğrafları gördükten sonra ”Artık SNSD’de olmadığı için soyunmaya başladı” diye düşünebilir. Ama ben artık küçük bir kız değilim. Jessica’yı bir kadın olarak göstermenin bir sakıncası yok bence. 19 yaşımdayken çıkış yaptığımda kısıtlamaların ve sınırların sinir bozucu olabildiği zamanlar oldu. Şimdi, bütün kararlarımı kendi başıma verebiliyorum. Bu fotoğraf çekimlerine kendi başıma gelmeye karar vermek o kadar da kötü değildi.”

Jessica geçmişteki tüm pişmanlıklarını ve kendisi hakkında toplumun yanlış düşündüğü noktalara açıklık getirememenin verdiği düş kırıklıklarını geride bırakmaya karar vermiş. Bunun yerine her geçen gününü kendisi için çizdiği yolda ilerleyerek harcıyor ve sesinin büyüsünü ele geçiren müziği bir kenara bırakmak istiyor.

”Son zamanlarda kendim hakkında daha çok düşünmeye başladım. Birkaç sene içinde 30 yaşında olacağım ve bu beni biraz endişelendiriyor. Neden bilmiyorum. Şimdi düşünüyorum ki bu hayatı kendim için yaşamalıyım, başkaları için değil. Ve artık yalnızım, bu yüzden daha önce diğer üyelerin doldurduğu eksikliklerimi şimdi kendi başıma doldurmam gerek. İnsanlarla ilk tanıştığımda onlara yaklaşabilmeliyim ve insanların benim yanımdayken daha rahat olmalarını sağlamam lazım. Sanırım insanlar beni gördüklerinde benim bir duvar gibi olduğumu düşünüyorlar. Yakın olmadığım birilerine karşı ilk adımı atmak benim için çok zor. Bu yüzden tüm davetlere kendi başıma katıldığımda çok zorlanıyorum. Birinin bana karşı yakınlaşması gerektiğini düşünmeden önce benim o insana karşı ilk adımı atabilmem lazım. Bu yüzden duvarlarımı yıkmaya çalışıyorum.”

Aslına bakılacak olursa bu bizim ‘buzlar kraliçesi’ olarak bildiğimiz Jessica. Hayat dolu değil, kendisini saklamaya meyilli. Ayrıca çalıların arasında çarpışmaktan hoşlanmıyor, karşısındaki kişinin kolaylıkla anlayabileceği şekilde konuşmayı tercih ediyor. Bu yüzden insanların neden onu bir duvar olarak gördüklerini ve kendisinin neden yanlış anlaşılabildiğini anlayabilirsiniz. O birçok engelin üstesinden geldi ve şimdi kendisi için çizdiği yola odaklanmış durumda ve tüm zaman boyunca ertelediği hayallerini yaşıyor ve sürekli yeni hayaller kurarak keyifli bir yaşam sürüyor.

English Translate: john @ onehallyu.com
Çeviren: Saide

[141208] Sohu Fashion’ın Jessica İle Röportajı

Sohu Fashion: Hey Jessica. Öncelikle tüm Sohu Fashion arkadaşlarımıza bir merhaba diyelim.
Jessica: Sohu Fashion arkadaşlarımıza merhaba, ben Jessica.

Sohu Fashion: İlk defa mı Şanghay’a geldin? Bu şehir hakkında neler düşünüyorsun?
Jessica: Şanghay’a daha önce de gelmiştim, fakat son geldiğimde gezme ve etrafı dolaşma fırsatı bulamamıştım. Bu sefer gezme fırsatım oldu ve bu şehri sevdim. Yemekleri, binaları, tarihi yapıları çok beğendim. Hepsi de çok harika. Mümkün olduğunca Şanghay’a daha çok gelmek isterim.

Sohu Fashion: Sürekli çocuklar için yapılan yardımlara destek olduğunu duyduk. Bundan bize biraz bahsedebilir misin?
Jessica: Çocuklar için yapılan yardımlara destek olmak benim için çok önemli. Katkıda bulunmayı seviyorum. BLANC & ECLARE ve UNICEF için çok enerji harcıyorum. Umarım bu hayatta faydalı şeyler yapabiliriz.

Sohu Fashion: Biraz da markan BLANC & ECLARE’den bahsedelim. Şarkıcılıktan moda tasarımcılığına geçiş yapmaya nasıl karar verdin?
Jessica: Moda tasarımcısı olmak daima benim hayalimdi. Haftasonları kendi kıyafetlerim üzerinde çalışırken çok eğlendiğimi fark ettim ve daima kendi tasarımlarımı yapmayı hayal ettim. Ama bu demek değildir ki şarkıcı olmayı bıraktım. Şarkı söylemek hala ilgimi çekiyor.

Sohu Fashion: Marka isminin ardındaki hikaye nedir?
Jessica: Marka ismini ve logoyu bulmak çok uzun zaman aldı. Çeşitli dillere, kökenlere, tanımlara baktık ve ‘BLANC & ECLARE’ ismi ortaya çıktı.

Sohu Fashion: Markanın gelecek planları ve tarzı nedir?
Jessica: BLANC & ECLARE’in ebedi olmasını istiyoruz çünkü tarzımız; klasik ama ayrıntılı ve basit ama şık.

Sohu Fashion: Yeni yetişen bir moda tasarımcısı olarak genellikle ne tarz elbiseler giyersin?
Jessica: Moda tasarımcılığımın kıyafet tarzımı değiştireceğini sanmıyorum. Ben ortama uygun kıyafetler giymekten hoşlanıyorum. Moda tasarımcısı olduğum her zaman kendi tasarımlarımı giyeceğim anlamına gelmiyor.

Sohu Fashion: İnsanlara bu senenin popüler güneş gözlüklerinden birkaçını önerebilir misin?
Jessica: Farklı tatlarda ve tarzlarda güneş gözlükleri tasarladık. Sanırım önümüzdeki çeyrek içinde yeni renkler ve tasarımlarla piyasaya süreceğiz. Kalbim çok coşkulu. İlk klasik tasarımlarımızın olumlu tepkiler alması beni gerçekten çok gururlandırdı. Biliyorsunuz bu 3 tasarımı hem erkekler hem kadınlar takabiliyor. Özellikle Seul, New York ve Hong Kong’ta da iyi sattı.

Sohu Fashion: Büyük hayranı olduğun bir tasarımcı var mı?
Jessica: Evet, ünlü Yves Saint Laurent. Tasarımlarına olan sevgisi ve estetik anlayışı bana çok şey öğretti ve yeni nesil tasarımcılar için herkesin ilham alacağı biri.

Sohu Fashion: Şarkıcılık ve tasarımcılığı karşılaştırırsan, avantajlarının ve dezavantjlarının neler olduğunu düşünüyorsun?
Jessica: Şimdilik müziği bırakmayı düşünmüyorum. Bence müziğin ve modanın benzer noktaları var. İkisi de detaylara dikkat etmeyi, orijinalliğe dikkat etmeyi ve takipçilere dikkat etmeyi gerektiriyor. Modanın karmaşık yanlarını çözmekte yardımcı olacak çok şey öğrendim ben müzikten.

Sohu Fashion: Yenilgi ve beklenmedik durumlarla karşılaştığında onlarla nasıl başa çıktığını sorabilir miyiz?
Jessica: Zorluklar ve yenilgi kaçınılmazdır. Onlar yaşamımızın bir parçasıdır. Bunlardan bir ders çıkarmak ve bir şeyler öğrenmek benim için en önemli şey. Mutsuzluğu nasıl mutluluğa dönüştüreceğimiz ya da hayal kırıklığını nasıl motivasyona dönüştüreceğimiz çok önemli.

  • Source: Sohu Fashion
    Translated by: moonrise31@soshified
    Edited by: bhost909@soshified
  • Çeviren: Saide