[Mart 2017] Sooyoung Sports Donga Röportajı

sooyoung

Sooyoung’un Gözünden Girls’ Generation’ın 10 Senelik Arkadaşlığı

5 Ağustos 2007 bir Pazar sabahı. Kızla, 45 kişilik otobüste Seoul Deungchon-dong SBS salonuna gitmekteler. İki gün önce çıkış single’ları “Into The New World” çıkmış olan grup SBS Inkigayo’daki ilk performaslarını yapmak üzere yoldaydı. Bakışları buluştuğunda ise göz yaşlarını tutamıyorlardı. Bakışlardan kaçabilmek için durmadan pencereden dışarıya bakıyor, fakat hiçbir şeyi doğru dürüst göremiyorlardı. O vakitler otobüs Girls’ Generation’ın fotoğrafıyla kaplanmıştı. Üyeler, iyi göremedikleri manzaraya bakmaya çalışıyor ve göz yaşlarını tutuyorlardı. Ve ilk sahnelerine gittiler. Göz yaşlarına hakim oldular, performanslarını tamamladılar. Bekleme odasına dönerkense gözleri teker teker yaşarmaya başladı. İlk performanslarını kutlamaya gelen ebeveynleri onlarla birlikte ağladı. Bu göz yaşları, kısasıyla üç buçuk, uzunuyla yedi yıl içinde durmadan akıtılanlardan daha samimiydi. Kızlar yurtlarına geri döndüler ve yine ağladılar. Sooyoung’la Seoul Cheongdam-dong’daki 21. SM Entertainment binasında buluştuğumuzda bize gülümseyerek; “Pencereden dışarıya bakışımı, burnumu çekişimi ve doğru dürüst bir şey görmediğimi hatırlıyorum. Tekme kısmını bile bir sene boyunca çalıştıktan sonra gerçekleştirdiğimiz bir sahneydi.” dedi. Sooyoung’un bahsettiği tekme kısmı “Into The New World”ün koreografisinin bir parçası.  

 

“Şimdiler de bile yurtdışı konserlerine gittiğimizde sohbet için aynı odada toplanıyoruz. Bir çok üyemiz hayatlarının üçte birini berbaber geçirdi. 10 yıllık arkadaşlığın sırrı, üyeler arasındaki ilgi ve saygı.” 

 

Takımınızı 10 yıl boyunca ayakta tutabilmenizin sırrı nedir ?

“Sırrımız, üyeler arasındaki yakın ilişki. Sadece işe dayanan basit bir ilişki değil, birbirimize arkadaş olarak da bağlıyız. Bu sayede uzun zaman boyunca ayakta kalabildik. Bir üyenin sırf diğerlerinden büyük olduğu için ya da onun gibi bir sebepten ötürü tüm kontrolü ele geçirme bir durumu olmuyor. Birbirimizin hoşlandığı ve hoşlanmadığı şeyleri biliyor, birbirimize saygı gösteriyoruz. Birbirimize ilgi alaka gösteriyor ve biribiri ve olduğu gibi kabul ediyoruz. Böylelikle de bu noktaya kadar gelebildik.” dedi.

10 sene olduğuna göre artık daha az sıklıkla mı görüşüyorsunuz?

“Hala birlikte paylaştığımız bir çok anımız var. 10 sene birlikte olmak çok büyük bir olay. Bir çok üyemiz, hayatlarının 3’te 1’ini birlikte geçirmiş. Şimdiki şirketimde (SM Entertainment) hayatımın yarısını geçirdim. Üyeler haricinde neredeyse hiç yaşıtım olan bir arkadaşım yok. Birbirimize aile, iş meselelerini, endişelerimizi herşeyimizi anlatırız. İşte üyelerin arkadaşlıkları böyle.”

Duydum ki ilk çıkış zamanlarınızda birbirinize günlük deneyimlerinizi anlatmak için bir zaman belirlemişsiniz.

“ Uzun bir süre boyunca “5 dakikalık konuşma”larımız vardı. Zorunlu olarak her gün birbirimize deneyimlerimizi aktarırdık. Her gün özet olarak o gün bizi üzen şeyleri, daha dikkatli olamamız gereken meseleleri ve geliştirmemiz gereken şeyler hakkında konuşurduk. (Yurtlarımızdan ayrıldıktan sonra) Kendimize ait evlerimiz oldu ve ailemizle daha çok vakit geçirmeye başladığımızdan, uzun bir süre devam ettirsek de bir süre sonra yapmayı bıraktık. Şimdilerde ise yurtdışına konsere gittiğimizde bir odada toplanıyor ve aynı eski günlerdeki gibi birbirimizle deneyimlerimizi paylaşıyoruz. ”

İlişkileriniz hakkında konuşuyor ve iş hakkında da (bireysel çalışmalarınız) tartışıyor musunuz?

 “ ‘Yarın ne giysem?’ gibi basit şeylerden tutun da, ‘böyle devam et, daha çok böyle yap’ diyerek çalışmalar hakkında öneriler vermeye kadar her şey hakkında konuşuruz. 10 senedir beraber olduğum, farklı bir sanatçının deneyimlerinizi dinlemek beni etkiliyor ve beni  hırslandırıyor.”   

Bir üye yeni bir çalışma yaptığında diğer üyeler, kendini yanına gidip onu desteklemek zorunda hissediyor mu ?”

 “Üyeler için paradan daha çok en önemli olan şey zaman. Geçenlerde bir hayır konseri verdim ve diğer üyelere gelmelerini rica ederken kötü hissettim. Çünkü onlardan değerli zamanlarını harcamalarını istemiş oluyorum. Fakat, Tiffany gelip bana; “Şimdi sen kötü hissedeceğin için soramazsın” dedi ve gelmek için kendi vaktini bana ayırdı. Ve de benimle birlikte performans yaptı. Diğer üyeler solo albüm çıkardığında ya da bir dizi çektiğinde gidip onları destekliyorum. Bu, bir üyeden diğerine en değerli hediyedir.” 

83457592.2_99_20170323065804

—Ağustos 2015’te 5. albümleri “Lion Heart”ı yayınladıktan sonra Girls’ Generation, bireysel aktivetelerde bulundular. Özellikle bu sene, Yuri SBS ‘Defendant” adlı dizisinde ilk kez baş rolde yer aldı ve Seohyun MBC ‘Thief, Mr. Thief’  dizisinde Mayıs ayında rol alacak. Yoona Ocak’ta çıkan ilk Kore filmi ‘Confidential Assignment’ın başarısının tadını çıkarırken, Sooyoung ise Kasım 2007’de çıkan KBS 2TV sitcomu ‘Unstoppable Marriage’den beri oyunculuk kariyerine devam etmekte.  

Yuri ve Seohyun oyuncu olarak büyük bir aşama kaydettiler.

“Yuri ‘Defendant’ dizisi için kapsamlı olarak avukatlık mesleğini araştırıyor. Dizideki karakterinin Girls’ Generation üyesi olarak imajıyla uyuşmayacağını düşünerek çok endişelenmişti. Fakat bir bölüm oynadıkça karakterine bürünmeyi başardı. Bir arkadaş olarak başarılı olduğunu düşünüyor ve onunla gurur duyuyorum. Seohyun’un duygusal hassasiyeti çok iyidir. Her zaman beni şaşırtmayı başarıyor. Yapıp yapamayacağından emin değildim fakat harika bir iş çıkardı. İşini iyi yapan küçük kıskardeşim o benim, yani endişenmeme gerek yok.” 

Güney Kore’nin 20 yıllık kız grupları tarihinde Girls’ Generation 10 yıl yer aldı. Büyük bir gurur hissediyor olmalısınız.

“(Promosyonlarımız esnasında) İki sene öncesine kadar şu ana kadar yaptığımız her şeyin altında yatan büyük anlamı anlayabilmiş değildim. Bir kız grubu olarak Daesang ödülü almanın ve uluslararası turlara çıkmanın ne kadar zor ve büyük bir şey olduğunu fark edememiştim. Sadece görevlerimizi kendi gözümüzle ve sahne gözüyle doğru olması için sıkı hazırlanmakla çok meşguldük. Bireysel aktiveteler yaptığımızda, Girls’ Generation için yaptığım işin aslında en değerli iş olduğunu anladım. Yeteneklerimin ötesinde büyük bir sevgi kazandım. 8’imiz bir olunca Girls’ Generation gemisinde yol alabildik.    

Wonder Girls gibi aynı anda çıkış yaptığınız meslektaşlarınızın dağılmasına en çok siz üzülmüşünüzdür.

“Wonder Girls’ün band’e (müzik aletleri çalan grup) dönüşümünü izlerken onlara cidden saygı duymuştum. 10 sene boyunca performans yaparken biri bize gelse böyle bir band’e dönüşmeyi teklif etse ve buna kalkışsak başarabilir miydik merak ediyorum. Bu dönüşümlerini merak ettiğimden bütün Wonder Girls röportajlarını araştırdım ve okudum. Wonder Girls bize iyi bir örnekti ve biribirimize daha iyi olmamız için hırslandırıyorduk. Bir fan olarak dağılmalarını benim için hayal kırıklığı oldu ama bir meslektaş olarak hala onları desteklemeye devam ediyorum. Hala şarkılarını dinleyebiliyorum nasıl olsa”

Duyduk ki bu yaz 10. yıl dönümü için albümünüz çıkacakmış.

“(10. yıl dönümü albümü) en doğru ve kesin olarak yapılacak bir şey ve geçen seneden beri bütün üyeler bu konuda çok hevesli. Üyeler için bu dört gözle beklediğimiz en büyük olay.” 

83457827.2_99_20170323065806

“Umarım kız gruplarının temcilsi olarak sonsuza dek anılmaya devam ederiz.”

‘Into the New World’ şarkısı geçen sene Ehwa Women Üniversite’sinde öğrenciler için bir direniş şarkısı olmuştu. Ayrıca eski başkan Park Geunhye’nin suç iddalerı içn yapılan mum ışığı eşliğindeki protestonun da sesi olmuştu. Ünlülere aşina olan 20’lerindeki her insan için Girls’ Generation bir “dil” haline geldi. Şarkının içindeki birlik ve beraberliği hissettiren kalplerin “dili”…

Girls’ Generation için ‘Into the New World’ anlamı nedir?

“Kız gruplarının çıkış parçaları arasında adeta bir şaheser değil mi ? Haha. Bir sanatçı için şarkısının büyük kitlelerin ilgisini çekmesi gurur kaynağıdır. Değişik kuşakların bir arada olduğu insanların hep birlikte söyleyebileceği bir şarkıya sahip olmak mutluluk verici.”

TWICE, Japonya’daki Yomiuri Gazetesi tarafından  “Girls’ Generation’ın şanını yürütecek bir sonraki K-Pop kız grubu” olarak bahsedildi.

“‘Girls’ Generation’ın şanını yürütecek’ olan grup olarak tanınmaları beni gururlandırdı. Bizim zamanımızda yeni bir rookie (çaylak) grup çıktığında, ‘2. BoA’ diye anılırdı. Şimdi ise ‘2. Girls’ Generation’ çıktı.”

Şu günlerde hoobae kız gruplarını izlerken neler hissediyorsun ?

“Çok güzeller ve iyi gidiyorlar. Bizim kız gruplarımız kişisel duygularını pek yansıtmazlar. Bu yüzden de hep gülümsemek zorundadırlar. Her gün mutlu ve neşeli olmak mümkün değildir fakat onları gülümseyen yüzlerini her daim bozmadıkları için takdir etmek istiyorum.”

Girls’ Generation’ın en güçlü silahı nedir?

“Birbirimizin olumlu özelliklerini taklit etmeye çalışırız. Birimiz sıkı çalışıyor sa diğerimiz de aynısını yapar. Hangimiz standartları oluşturursa oluştursun birbirimizin olumlu etkisini alır ve veririz. Ayrıca birbirimizi hoş karşılamamız da bir güçlü silah. Her şeyden çok, biz ilk denememizde başarlı olmadık ve bu yüzden de ‘gelişmeye açık bir zihniyete” sahip olmayı asla unutmuyoruz. Popülerliğin kıymetini biliyoruz”

Girls’ Generation’ın nasıl anılmasını istersin?

“Umarım kız gruplarının temcilsi olarak sonsuza dek anılmaya devam ederiz.”

Girls’ Generation için en kritik dönemi seçmek gerekirse kuşkusuz Jessica’nın ayrılışı olacaktır. Bu talihsizliğin Girls’ Generation’ı daha güçlendirip güçlendirmediğini merak etmekteyiz. Sooyoung, sorumuzu ünlü bir dizinin repliğiyle tıpkı bir bilmece gibi cevap verdi.

“Geçirdiğimiz bütün zamanlar güzeldi. Hava güzel olduğu için, hava güzel olmadığı için ve hava yeterince güzel olduğu için.” 

KaynakSports Donga
İngilizce Çeviri: Sonexstella
Çeviri: Pelin

 

 

[2016 Eylül] Taeyeon CeCi Röportajı

tumblr_oc5uy2ir011v7kh85o1_540

 

 

“Bu bizim üçüncü buluşmamızdı. Şimdiye dek asla ilk olarak konuya giren ve çok şey anlatan biri olmadı kendisi. Bu yüzden Taeyeon kendisine daha çok soru sormak istediğimiz, neler düşündüğünü daha çok merak ettiğimiz biri. SNSD ile çıkışından beri pozisyonu asla sarsılmadı. İlk mini albümü I’ı yayınladıktan sonra solo aktivitelerinin resmi olarak başlamasıyla halkın gözünde daha da favori bir görünüm kazandı. Birisi bunu böyle anlatmıştı. Taeyeon en çok şarkı söylemeyi seven sahici bir kişilik, bunu duyduktan sonra insanların ona kesin bir kalıptan bakabileceğini düşündüm: Bir kız grubu lideri ve ev kızı dedikoduları dönen biri. Çekim yerine geldiğinde “Sizi görmeyeli epey oldu!” dedi ve gülümseyerek bize halimizi hatrımızı sordu. Ve Taeyeon’la makalemize başladık, kim demiş çekimler hala zormuş da röportaj kısmında keyif alıyormuş diye?”

Soru: Bize defalarca çekimleri zor bulduğunu söyledin ama buna inanması güç çünkü çekimlerin hepsi birinci kalite.
Taeyeon: Teşekkür ederim. (Gülüyor) Doğrusu şimdiye dek SNSD aktiviteleri sayesinde edindiğim tecrübeleri ve geçirdiğim zamanı göz ardı edemezsiniz, yani ne olursa olsun güzel bir sonuç alınmalı bu yüzden uğraşıyorum.

Soru: Daha önce de bize söylediğin gibi WHY albüm konsepti sevimliydi, hatta fan olmayanların gözünden bile. Bize göre sana en iyi yakışan görünümdü.
Taeyeon: Aslında normalde üyelerin de çektiği çok fotoğrafım var. Eğer fotoğraf çekmeyi seven bir üyeyse, Tiffany de dahil, çok fotoğrafımı çekiyor benim, günlerce memnun oluyorum. (Gülüyor) Bir sürü komik fotoğraf uygulaması var böylece bunlarla eğleniyorum öyle.

Soru: Birlikte birçok çekim gerçekleştirdik ve hiçbir zaman ekibin ayarladığı saçı, makyajı beğenmemezlik yaptığını görmedik. Bu kadar mı özgüvenlisin? (Gülüyor)
Taeyeon: Özgüvenden çok, mümkün olduğunca size emanet etmeye daha meyilliyim. Şunu düşünmeyi seviyorum: Onlar en iyisini bilir ve beni en iyi şekilde hazırlarlar. Beni uzun zamandır gören ve kendi alanlarında uzman olan personellerin sözlerine güveniyorum. Bende kullandıkları renkler her ne olursa olsun veya beni nasıl giydirirlerse giydirsinler benim işim bütün bunları güzelce yansıtmak. Güzelce göstermeliyim. Eğer sonuçlar iyi olmazsa öğrenilecek yeni bir konu çıkmış demektir.

Soru: Ama sonuçlar geldiğinde, alacağın tüm geri dönütler Taeyeon adı altında olacak.
Taeyeon: Sadece onlara güvenmek eğilimindeyim. Bilhassa bugünkü gibi makale çekimlerinde; her günkü görünüş gibi kolay değil. Bu göze çarpan ve tasarlanmış bir görünüş, bu yüzden “Bu yeni bir tarz denemek. Eğer şimdi yapmayacaksam bir daha ne zaman şansım olacak ki?” kafasında oluyorum.

Soru: Araştırdık ve gördük ki pek fazla röportajın yok, ama seni televizyon programlarında görmek daha kolay. Bu senin için daha mı kolay?
Taeyeon: Benim böyle önceden belirlenmiş şeyleri istememek gibi bir meyilim var, doğallığı tercih etmek benim yaradılışım.Çekimler ve röportajlar için mekanın halinin büyük bir etkisi var. Televizyon programlarında öyle özel bir kurguya ihtiyaç yok, gerçekten ne oluyorsa o akış gösteriliyor, bu yüzden benim kişiliğime daha çok uyuyor.

Soru: Eğer bir insan olarak Taeyeon’un bir tane ana niteliğini seçecek olsan, nasıl açıklardın?
Taeyeon: Doğrusunu isterseniz kendimi çok iyi tanıyıp tanımadığımdan emin değilim, ama normal hislerim biraz inişli çıkışlı. Çevreden ve ruh halimden etkilenmeye çok müsaitim, bu yüzden tahmin etmesi benim için bile zor. Kendimi bir kelimeyle tanımlamam çok güç. Bence sürekli benimle olan üyeler beni iyi tanıyordur. Su nasıl akar yolunu bulursa ben de öyle akışı takip eden bir insanım.

Soru: Ancak işin doğal kalmanı zorlaştırıyordur. Mükemmel performanslar sergilemek için çok efor sarf ediyor olmalısın.
Taeyeon: Doğru. Bu yüzden sahnede olduğum her an çok heyecanlı oluyorum. Size verilen o kısa süre zarfında kendinizi ifade etmek zorunda olduğunuz bir iş bu, zorlandığım zamanlar oluyor. Ama işimi yapmaya devam ettikçe, bu süreçte kişiliğim ortaya çıkıyor. Hatta şarkı söylediğimde, bütün duyguları bir seferde dökmek yerine olayı akışına bırakarak duyguları yansıtmaya çalışıyorum.

 

tumblr_oc5uy2ir011v7kh85o2_540

 

Soru: CeCi’nin 2014 Ocak sayısında da sen vardın. Aslında çok uzun bir süre geçmedi üstünden ama bu 1-2 senede kesinlikle olgun bir havan olmuş.
Taeyeon: Kendi kendime birçok karar vermek zorunda olduğumdan beri biraz daha soğukkanlı oldum. Aslında bu benim gibi rengi belli olmayan bir üye için zor bir şey.

Soru: Rengi belli olmayan derken neyi kastediyorsun?
Taeyeon: Mesela Tiffany ile gerçekten çok yakınız ve kalplerimiz de birdir. Ama zevklerimiz farklı. Tamamen zıt hatta. Söz konusu renk ya da şekil gibi şeyler oldu mu Tiffany ne istediğini ve onu tam olarak nasıl ifade edeceğini çok iyi bilir. Ben biraz kararsızımdır ve karar vermekte zorlanırım, bu yüzden ne istediğimi net bir şekilde söyleyemem. Bazen kendim gibi olmuyorum. Ama solo aktivitelerime başladığımdan beri tüm personeller sadece benimle ilgileniyor ve olan biten tüm işlerin tam merkezinde ben varım; bu yüzden liderlik edip birçok karar vermek zorunda kaldım. Çok zordu ama artık karar verme metotlarını hallediyorum. Önemli olmayan şeyleri boşvermem ve önemli olanları da nasıl kontrol etmem gerektiği hakkında çok şey öğrendim.

Soru: Buna rağmen solo aktivitelerin eğlenceli mi?
Taeyeon: Sahnedeyken eğlenceli. Ama sahneden indiğimde kafam karman çorman oluyor, doğru mu yaptım ya da gelecek için neler hazırlamam gerekiyor gibi düşünceler doluşuyor. Tepkilerini görmek için personellere bakıyorum.

Soru: Liderlik etmeyi ve karar vermeyi eğlenceli bulan insanlar vardır, tabii sıkıcı bulan da. Taeyeon hangi tarafta yer alıyor?
Taeyeon: Şu an bence benim öğreneceğim şey daha çok. Her şeyi kendi kendime yapmaktansa seçmek ve karar vermek için yardıma ihtiyaç duyduğum bir sahnedeyim. Her şeyi kendi kendime çok iyi yapıyormuşum gibi görünebilir ama bu doğru değil. Çok korkuyorum aslında.

Soru: Başarısızlık korkusu mu? Sonuçlar kötü olursa diye mi?
Taeyeon: Tam olarak değil. Pişman olmaktan korkuyorum. Sahnede kendi kendime durduğumdan, kendime yakışanı seçer ve iyi yaparsam tamamdır, ama kararım yanlış da olabilir. Bu korku pişmanlıktan. Sonuç olarak, bana objektif bir açıdan bakabilecek birine ihtiyaç duyuyorum ve bence bu geri dönütleri aktif bir şekilde toplamak için doğru bir şey.

Soru: “Starlight” şarkısı “Aşk harika bir şey…” diye başlıyor. Taeyeon’un hayatında şu aralar harika olan şeyler nedir?
Taeyeon: En önemli şey solo konserim “Butterfly Kiss”ti. Dinleyicilerin yüzlerini görebildiğim için belki de şu an sahnede rahat olabiliyorum. Düzenli olarak konserler oluyordu ama bu seferki farklıydı. Direkt olarak konuşmasak da yüzlerini gördüğümde birlikte iletişim kurabildiğimizi hissedebildim ve bu beni gerçekten mutlu etti. Hatta hayranlar daha çok gülümsüyormuş gibi hissettim ve eskisinden daha farklıydı. Bence benimle birlikte eğlendiler.

Soru: SNSD’nin çıkış sahnesini ve senin sahnede ilk kez solo bir sanatçı olarak durduğun anı kıyasladığımızda hangisi seni daha çok titretti?
Taeyeon: Tabii ki solo aktivitelerimin ilk sahnesi. Üyelerle birlikte olduğum zamankinden çok farklıydı. Şimdiye kadarki tüm tecrübelerim yok olmuş da sanki en baştan tekrar başlıyormuşum gibi hissettim. Normalde pek titremediğimi düşünmüştüm ama sahnede hevesli bir şekilde durmak istedim, “I” için ilk kez sahnede durduğumda ise o kadar çok titredim ki mikrofon sallanıyordu. Hatta şu an düşündüğümde bile titriyorum.

Soru: Geçen sene Amber’in “Shake That Brass” şarkısında göründüğünden beri dinlenmeksizin promosyonlarına devam ediyorsun. Hatta meşgul olduğunda ifaden öncesine göre daha rahat gözüküyor.
Taeyeon: Özel bir değişim olmadı. Her zaman hazırlandım ve şarkı söylemek için sahneler aldım, ama sosyal medya ile hayranlarla konuşmamdan sonra hislerimin etkisi oldu. Eğer sadece kişiliğime bakarsanız, her şeyi göstermektense bazı şeyleri kendime saklamayı tercih ediyorum. Ama hayranlara teşekkür ederim; hayranların istediği şeyleri, kendi istediğim şeyleri yapmam ve ileriye yönelmem gerektiğini hissettim. Söz konusu müzik olduğunda ise çekingen bir kalple projeleri reddetmemem gerektiğini düşünmeye başladım, eğer nere olursa olsun yapabileceksem daha çok orada burada kendimi göstermeliyim. Düetleri daha rahat kabul edebildim ve şarkılarda rol alabildim.

Soru: Kalbin hayranların istediği şeyleri yapan türden bir sevgi istiyor.
Taeyeon: Ebeveynlerinizden övgü duymak için okulda çok çalışmayı ve iyi notlar almayı istemek gibi bir şey. İyi notlar alıp herkese göstermek istiyorum. Hayranlar birlikte 10 yıl geçirdiğiniz arkadaşlar gibi, ebeveyn-çocuk ilişkisindeki gibi sonsuz ve birbirine bağlı kalplerle birlikte. Yiyeceklerimden sağlığıma kadar bana adadıkları o büyük kalplerini hissedebiliyorum. Tabii ki çok endişe de duyuyorlar. (Gülüyor)

 

tumblr_oc5uy2ir011v7kh85o3_540

 

Soru: Bir kız grubu üyesi solo olarak çıkış yaptığında, genellikle gururla seksi konsept yaptıkları gözleniyor. “I” ile kendin hakkında ne tür endişelerin olduğunu merak ediyoruz, hem de şarkı aşk hakkında bile değilken.
Taeyeon: İşim ile halkın ve sayısız insanın önünde çalıştım, ama aslında yalnızım ve kendi pozisyonum var. Hangi rengin bana en çok yakışacağı hakkında çok düşündüm. Kendim gibi bir şeyler yapmayı istediğimi düşündüm, durgun ve doğal. Hangi türü seçeceğim ve melodinin nasıl ifade edeceği hakkında çok kafa yorduk. Ve doğrusunu isterseniz, “seksi” benim çok iyi ifade edebileceğim bir kelime değil. (Gülüyor)

Soru: Kendi hikayesini olduğu gibi anlatabilen bir sanatçı olduğunu, büyüdüğünü hissettik.
Taeyeon: Solo çıkış yapacağımı duyurduğumda insanların tahmin edebileceği bir yanım vardı. OST’lerdeki gibi çok fazla aşk ve duygusallık içeren yavaş şarkılar. Ama aslında yapabileceğim çok fazla farklı tür vardı ve ben de henüz göstermediğim bir yönümü göstermek istedim. Şarkı olarak belirli bir türü tercih ettiğimden değil, sizlere farklı şarkılar dinletmek istedim.

Soru: Şarkı olarak 10’uncu yılında olan ve ileride de devam etmek isteyen 28 yaşındaki Taeyeon’un yolu nedir?
Taeyeon: Bilmiyorum. Bu soruyu tekrar ne zaman duyarım bilmiyorum ama eğer şu andan konuşacak olursam, müzikten başka bir şeyi asla düşünmedim. İleride de; kolay, doğal ve sakin yoldan müzik yapmaya devam edeceğimi düşünüyorum, risk alıp ölçüyü kaçırmadan ve şarkıları dikkatlice seçerek. Görkemli bir cevap mı bekliyordunuz?

Soru: Hayır. Basit ve doğal olduğunu söyleyip duruyorsun ama şimdiye dek başarılı oluşun olağanüstü. Korkmana gerek olduğunu düşünmüyoruz.
Taeyeon: Daha fazla korkamayacağım zamanların gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer durum değişirse insanın da adapte olması için değişmesi gerekir. Çok çabalayacağım, böylece tepkime gereksinim duyulan şeyleri gözlemleyeceğim.

Soru: Bugünlerde evde ne yapıyorsun? Çokça internet ağzı biliyorsun ve onları doğru zamanda doğru yerde kullanıyorsun.
Taeyeon: Film ve televizyon programlarını izlemek için VOD servisini kullanıyorum. Hayranlar bana bolca internet lafları öğretiyor. Sosyal medya kullandığımda bunları hayranların tepkilerinde görebiliyorum, hayranlarla iletişime geçmek için de yorum atıyorum. Bunu ne zaman yapsam son zamanlardaki gençlerin dilini öğreniyorum. (Gülüyor) Omuzlarının üzerinden (baka baka) öğreniyorum.

Soru: Kız hayranlar senin güzellik rutinlerini çok merak ediyor. Senin değişmeyen “Peri Güzelliği”nin sırrı nedir?
Taeyeon: Aslında son zamanlarda eskisi kadar cildime özen gösteremedim. Evde paket şeyleri kullanıyorum. Ciltten çok detoks ve vücut pozisyonunu düzeltme gibi şeylere merak saldım. Konser için hazırlanırken dayanıklılığımı güçlendirmek için bir süre egzersiz yaptım. Ama her insan farklı olduğundan bazıları için egzersiz yapmak çok efor sarf edici olabiliyor. Kan dolaşımı ve bedenimi daha dayanıklı hale getirmeye daha çok odaklanıyorum.

Soru: Son olarak CeCi sayfalarında bırakmak istediğin söz nedir? Her şey olur.
Taeyeon: Çok geniş bir konu. Ne güzel olurdu ki? Ah, “Doğal ve sakin, tıpkı su akışı gibi” bu sözleri yazın. (Gülüyor)

*********

“Tiffany ile ikimiz Amerika’ya daha önce seyahat ettik. Florida’da Disney World’e gittik. İkimiz de Walt Disney’in çok büyük hayranıyız. Bunu birlikte planladık ve hazırlandık, menajer ya da başka birinin yardımı olmadan. Tek başınıza seyahat etmek yeni bir deneyimdi. Çok fazla anı edindik, ve benim için o gezi en hatırlanası gezi oldu.”

Kaynak: CeCi,  DC Inside
Eng Trans: Sonexstella
Çeviri: Gülsüm

[2015 Aralık] Hyoyeon ve Rebecca Louise Cosmopolitan Röportajı

 

Girls’ Generation’dan Hyoyeon ve Miley Cyrus egzersizi için en ünlü isim olan Rebecca Louise buluştular. Her gün daha da sağlıklı hale gelen, hatta daha da güzelleşen bu iki insanın ortak noktası kendi vücutlarını anlamaları ve özenle egzersizlerini yapmaları!  Le Coq Sportif’in de katılımıyla bu iki insanın özel buluşması!

Çekimler sırasında hissedilen enerji çok rahattı, sanki ikiniz uzun zamandır arkadaşmışsınız gibi. Birbirinizi iyi tanıyor muydunuz?

Rebecca: Kore’yi ziyaret etmeden önce bile Girls’ Generation’ı iyi tanıyordum ben. Bugünkü buluşmayı bekliyordum hep.

Hyoyeon: Aynısı benim için de geçerli. Çok fazla egzersiz videosu izledim ama Rebecca’nın videoları daha yaygın ve etkili. Kısa sürede büyük sonuçlar elde eden egzersiz metotları ile dolu hepsi. Miley Cyrus egzersizleri ile ünlü olduğundan beri onu tanıyordum, ama onu böyle güzel ve sıkı bir vücut hattıyla canlı canlı görmek unutulmaz oldu.

Rebecca: Hyoyeon, sen de çok güzelsin!

Rebecca, internetteki egzersiz videoların sayesinde dünya çağında tanınır hale geldin değil mi?

Rebecca: Uzun zamandır egzersiz yaparak eğleniyorum. Ve insanlara ilham verip onları etkileyen bir hayatın hayalini kuruyorum. Hayalimin bu hızla gerçekleşeceğini bilmiyordum. Her şeyden önce eğlenerek egzersiz yapmanın önemli olduğunu düşünüyorum, bu yüzden egzersiz yapmanın büyümesine/gelişmesine verilen bu pozitif tepki ile daha mutlu ve heyecanlıyım. Bugünlerde hayranların tepkisi ile yol alıyorum.

 

 

Ne zaman egzersiz ile ilgilenmeye başladınız?

Rebecca: Benim için, 3 yaşlarımdayken? Haha. Bale ve step dansından tutun da futbol ve hokey gibi spor dallarına kadar çeşitli egzersizler yaptım.

Hyoyeon: Tam olarak bir zaman belirlemek zor ama küçükken aktif olan kısımdaydım ben. Yani asla kendimi zorlamak gibi bir dürtüm olmadı ama özenle egzersizlerimi hep eğlenerek yapabildim. Dans pratiğinden önceki esnek ve basit egzersizler benim bedenim için alışkanlık artık. Yakındaki yerlere yürümek gibi hep rutin egzersizlerimi yapıyorum.

Ne tür egzersizleri seviyorsunuz?

Rebecca: Ben hem kapalı alanda hem de açık alanda yapabileceğim egzersizlere yatkınım. Tabii ki fire vermeden günlük egzersizlerimi yapmayı deniyorum. Köpeğim Alfie ile yaptığım yürüyüş benim için önemli egzersizlerden biri. Kapalı alandaki egzersizlere örnek olarak jimnastik salonlarındaki derslere gidiyorum ya da ağırlık çalışması yapıyorum. Yogayı seviyorum bu yüzden haftada 4 kez yoga yapıyorum. Açık alan egzersizleri olarak da golf ve çim hokeyini seviyorum. Güney İngiltere’de hokey oyuncusu olarak tecrübelerim var.

Hyoyeon: Her gün esnek ve kas geliştiren egzersizler yapıyorum ve birçok çeşitli egzersize yatkınlığım var. Jimnastik salonlarındaki egzersizlere kıyasla golf, yüzme ve tüplü dalış gibi açık alan egzersizlerinden daha çok zevk alıyorum. Tenis cidden tam bir tüm vücut egzersizi. Eğer egzersizin miktarına bakıyorsanız dans kadar yüksek derece efor harcatan başka egzersiz yok. Beklenildiği gibi, Girls’ Generation üyelerinin sahip olduğu o vücut hatları dans ve egzersiz sayesinde gelişti.

 

Source: Cosmopolitan
Translated by: SonexStella@soshified
Edited by: bhost909@soshified
Çeviri: Gülsüm

 

[2015 Eylül] Tiffany ve Sistar Bora ‘Cosmopolitan’ Dergisi Röportajı

BİR KIZIN EN YAKIN ARKADAŞI

Eğlence dünyasını temsil eden iki yakın arkadaş, Girls’ Generation’dan Tiffany ve SISTAR’dan Bora, sıkışık programları arasında bir salonda bir araya geldiler. İmrenilir yüz, vücut ve arkadaşlığa sahip kadınlar: ve resmi olmayan hikayeleri.

ÖĞÜNLER ARASI YEMEK YEMEK

“Atıştırmalık şeyler yemeyi sevmek konusunda bile aynıyız! Tatlı yerken sevdiğiniz bir arkadaşınızla sohbet etmek iyileştirici bir zaman.” – Tiffany

Yaşanan birkaç zorluktan sonra, sonunda bu başyazı çekimini gerçekleştirebiliyoruz! İkiniz de etkin insanlar olmasaydınız bu çekimi gerçekleştirmek imkansız olurdu.

Tiffany: Girls’ Generation’ın comebacki yakın zamanda gerçekleştiği için, programım akıl almayacak derecede doluydu. Bu yüzden programımızı olabildiğince birbirine uydurmaya çalıştık, ama ortada bir sonuç yoktu, bu yüzden, kalbim kırılmıştı; ama şansa bakın ki, zamanlamayı halledebildik. Şirket ben ve Bora’nın yakın olduğunu çok iyi biliyordu, bu yüzden seve seve izin verdiler. Bu benim için de geçerli bir şey, meşgul olsam bile bunu Bora ile yapacak olmam kaçıramayacağım bir fırsattı.

Bora: Baş makale teklifini almak beni ne kadar heyecanlandırdı bilemezsiniz. Her zaman Tiffany ile bir şeyler yapmayı hayal etmişimdir. Bu yüzden programlarımız her ne kadar sıkı olsa da, bu çekimi bir şekilde yapmalıyız diye düşündüm.

SEN & BEN

“İkimiz buluştuğumuzda ne mi yapıyoruz? Aslında özel olan hiçbir şey yok. Sohbet ediyoruz ve eğer öyle hissedersek şarkı söyleyip dans ediyoruz. Haha. Sessiz olmak hiç bizim tarzımız değil. Eğlenmek ve enerjik olmak, işte BoFany tarzı.” -Bora

Rakip kız idol grubundan bir üyeyle yakın arkadaş olmak zordur. Bu insanın (Tiffany için Bora, Bora için Tiffany) size cezbedici gelen yanı neydi?

Bora: Tiffany ve ben hem çok benziyoruz hem de bir o kadar farklıyız. İlgi alanlarımız aynı olduğu için doğal olarak yakın arkadaş oluverdik. Ve farklı kişiliklerimizden dolayı hiç birbirimize zıt düşmedik ve şu ana kadar her şey güzel gelişti. Ben özellikle Tiffany’nin neşeli ve iyimser kişiliğini seviyorum. Onun yanında olmak bana güç veriyor ve beni mutlu ediyor.

Tiffany: Bize büyük bir resim olarak uzaktan baktığınızda çok benziyoruz, ama detaylara indiğiniz zaman farklı olduğumuz çok fazla alan var. Benim çok dikkatli/titiz ve duyarlı olan bir yanım yok. Bora’nın ise kişiliği uyumlu ve yumuşak. Birbirimizi anlamamızın sebebi bu mu ki? Gerçekten komik olan bir şey var: Girls’ Generation’ın menajer oppaları bizim nasıl yakın olduğumuzu biliyor ve tıpkı bizim bir üyemizmiş gibi Bora’yla ilgileniyorlar.

BEKLEMEDEYKEN

“Normalde görsel yönetime oldukça ilgim vardır. Eğer Bora’yı stilize edecek olsaydım onun bu yumuşak imajını geri çeker ve onun rahat, seksi bir kıza dönüşmesini isterdim. Ve tabii ki sağlıklı modunu daha da hayata döndürürdüm.” -Tiffany

Şu andan itibaren en yakın arkadaş testine başlıyoruz! “Biz böyle yakınız işte!” diyeceğiniz kanıtları sıralamanızı istesek?

Tiffany: Bedenen iyi değildim ve bu yüzden evde yalnızdım ama canım acayip Ion içeceklerinden (ÇN: Vitaminli değişik bir içeçek.) istedi. Ben de Bora’yı aradım, eğer onlardan içersem çok enerjik hissedeceğimi ama o an gidip almaya dahi halim olmadığını söyledim. Tabii ki Bora onlardan bir sürü alıp getirdi ve benimle ilgilendi. Bu en iyi arkadaşınız değilse yapılması zor bir şey değil mi?

Bora: Sadece ikimizin arasında, başka kimsenin bilmediği sırlar var. Ve arkadaşlığımızın en büyük kanıtı bu aralar en değer verdiğimiz çantanın çift çantası olması. Haha.

FOTOĞRAF ZAMANI!

“Fotoğraf çekiminde biz etrafta oynarken biri dedi ki: ‘Fotoğraf çekmek çok sıkıcı olmalı ama biz cidden müthişiz!’. Biz de bunun üzerine şöyle dedik: “İş iştir, hatıralar ise hatıra.” -Tiffany

Kendi zamanlarınızda da birbirinizi sık sık görüyor musunuz? Merak ediyoruz, kadın idoller buluştuklarında zamanlarını ne yaparak harcıyorlar?

Bora: Çok meşgul olduğumuzda dahi buluşmak için vakit bulmaya çalışıyoruz. Tabii ki yurtdışında programlarımız olduğunda birbirimizi birkaç ay kadar göremeyebiliyoruz. Uzun bir aradan sonra birbirimizi ilk kez gördüğümüzde önceden ertelediğimiz şeyler hakkında sohbet etmekle meşgul oluyoruz. Ve bu sefer Tiffany ile seyahet etmeyi planlamıştım ama ikimiz de çok meşguldük ve ne yazık ki iptal oldu.

Tiffany: Bora ve ben hızlıca buluşmak için sık sık zaman yaratıyoruz, ne kadar meşgul olduğumuzun bir önemi yok. Manikür-pedikür salonlarına, alış verişe, lezzetli restoranlara yemek yemeye falan gidiyoruz. Son zamanlarda ikimiz de Kore de olduğumuzdan sık sık buluştuk. Bir keresinde bütün bir gün birlikte oynadık, vedalaştıktan sonra birbirimize gayet sıradan bir mesaj attık: “Senin gibi bir arkadaşım olduğu için çok mutluyum.”. Haha.

Eğer sıradan olmasaydı o zaman romantizm de gerçek olmazdı. Bu anlamla, birbirinizin görünüşlerine iltifat etmeli miyiz?

Tiffany: Her şeyden önce, sağlıklı ve seksi cilt! Bora’nın cildi gerçekten çok iyi. Makyaj yaptığında gerçekten çok tatlı ama makyajsızken de görünüşü inanılmaz derecede çekici.

Bora: Tiffany’nin beyaz cildi ve eye-smile’ı. Eğer beni bir kediye benzetecek olursak Tiffany de çok sevimli bir köpek yavrusu olurdu. (ÇN: Eye smile’ı açıklayamıyorum, Tiffany gülünce gözlerinin aldığı o sevimli hal işte :). )

KADINSI ŞIKLIK

“Kadınsı olanları tercih ederim şimdi şık da. Yani dudakları odak noktası yapan makyajlardan hoşlanıyorum;bu günlerde seksi,canlı pembe parlatıcıları dudağımda kullanıyorum.” –Tiffany

PARILDAYAN SAĞLIK

“Benim stilim  tek spesifik görünüşten inatla hoşlanmıyor ama ben canlılığın kaybolmasına sebep olacak hiçbir şey istemiyorum.Bu yüzden fuşya pembe dudaklarını seviyorum.” -Bora

Bu çok heyecanlandırıcı. Anlık bir düşünce ama editör olsan ve en yakın arkadaşının güzellik başyazısını yönetsen, karşındaki insanın hangi özelliğini göstermek isterdin?

Tiffany: Hmm… Bora’nın hoş, basit ama oldukça seksi görünüşünü direk başyazıda göstermek isterdim. Bora’nın doğal görünüşünün ne kadar tatlı olduğunu çoktan biliyorum.
Bora: Tiffany çoktan bir sürü makale yazdı ve onun yapmadığı hiçbir şey olmadığını düşünüyorum… Eğer bu fırsat bana gelirse, Tiffany’yi temiz ve kızsı bir şekilde göstermek isterim, gösterişli ya da abartılı değil.

İKİZ KIZ KARDEŞLER GİBİ

“ Gerçekten bir sürü farklılığa sahibiz: yanık tenliye karşı açıktenli,gösterişliye karşı çelimsiz,buradan tutun yumuşakbaşlıya karşı kadınsal özelliklere kadar.Ama zaman geçtikçe, farklı beğenilerin etkileri normale dönüyor. Ruh eşi bu değil midir?” –Bora

İlerisi için umarız ki BoFany eğlence dünyasında ikon olan en iyi arkadaşlar olarak sevgi görmeye devam ederiz. Son olarak, birbirimize daha önce söyleyemediğimiz birkaç şey diyebilir miyiz?

Bora: Geçmişte, ben zor zamanlar yaşarken, ne zaman Tiffany’yi arasam, bana koşardı ve endişelerimi dinlerdi. Şimdi bile bunu düşündüğümde, ona kelimelere dökemeyecek kadar minnettarım. Umarım bu arkadaşlığı devam ettiririz ve sonsuza kadar eğlence dünyasının örnek en iyi arkadaşları olarak kalırız.

Tiffany: Sonradan düşündüğümde, Bora ile yaptığım bu en iyi arkadaş makalesi gerçekten değerli bir hatıra olacak. İlerisi için, umarım ki işte ve arkadaşlıkta her şeyi yapabilen BoFany oluruz. Ve eğer fırsatımız olursa, Bora ile ortak bir albüm yapmak istiyorum ve denizleri aşan bir makale patlatmak istiyorum. Bir dahaki sefere bu grupla birlikte denizleri aşan bir makale patlatmak konusunda anlaşmalı mıyız?

Source: “Cosmopolitan
Translated by: SonexStella@soshified
Edited by: moonrise31@soshified
Çeviri: Nergiz, Esin, Gülsüm

Girls’ Generation – “The Celebrity” Röportajı


“The Celebrity” dergisi Temmuz sayısı için Girls’ Generation’ı gözler önüne serdi. Bu sayıda grup üyeleri gelecek comebacklerini tartıştı ve her birine 10. yıldönümleri için planları soruldu.

Karizmatik Aktris Yoona

“Hala bir karizmam yok ki benim. Hahaha!” neşeyle gülüyor Yoona. Bir şarkıcı ve oyuncu olarak, sahneye ve ekrana tamamiyle hükmeden bir karizma Yoona’nın rüyası. Alçakgönüllülükle hala tamamlanmadığını söylediği karizması kesinlikle gelişiyor. Yoğun ve kararlı bir şekilde üzerine gidildiğinde berraklaşıyor. “Önceleri bana verilen ve insanların seçip kabul edeceği kıyafetleri öylece giyiyordum. Kendimin ne istediğinden habersizdim ve kararsız olmaktan başka bir şey yapamıyordum. Bugünlerde kendimi tanıyabildim ve ona göre konuşuyorum. Ayrıca kendim bir şeyler seçiyor ve fikirlerimi söylüyorum. “ Kendini sevmesi ve tanımasıyla Yoona’nın karizması artık tamamlanıyor.

The Celebrity: Saçını ilk kez sarıya boyuyorsun.
Yoona: İlk kez saçımı boyamayı denedim. Dizi programım albüm promosyonlarıyla çakışırdı hep, bu yüzden aylarca aynı saç stiliyle kaldığım olurdu ama bu sefer zamanlamam doğru oldu. Aynı zamanda kendime yenileyici bir değişiklik vermek adına saçımı sarı yaptım.

The Celebrity: Beğendin mi peki?
Yoona: Gerçekten hala alışamadım. Ne zaman dışarı çıksam bu parlak saç rengim yüzünden daha çok dikkat çekiyormuşum gibi geliyor. Çaktırmadan gizlice dışarı çıkmaya alışkınım ben ama saçımı boyadıktan sonra, yüzümde makyaj olmadan dışarı çıkabileceğimi dahi düşünmüyorum. Tıpkı bugün çekime gelirken yüzümü kapüşonumla nasıl gizlediysem öyle.

The Celebrity: Uzun bir süre gizlendikten sonra aktif olacaksın gibi görünüyor.
Yoona: Sunbaelerimin “Biraz zaman geçtikten sonra doğal ve rahat bir şekilde gezinmeye başlayabilirsin.” sözüne güveniyorum ben.

The Celebrity: Zaman geçtikçe daha da iyi olan şeyler var ama değil mi?
Yoona: Tüm Girls’ Generation üyeleri gelişti. Birbirimize dayanak olduk. Öncelikli olarak tecrübe ettiğimiz şeyleri birbirimizle paylaştık. Bireysel işlerimizin alanlarının yanısıra her birimizin farklı bir yeteneği var. Bu farklı yetenek ve tecrübeler sonradan hepimizin tecrübesi haline geliyor.

The Celebrity: Senin diğer üyelere verdiğin şeyler ne?
Yoona: Oyunculuğa ilk başlayan ben olduğum için ne zaman ki bir üyemiz oyunculuğa başlayacakken gelip benden tavsiye istese onlara tecrübelerimi anlattım, bunun gibi şeyler işte.

The Celebrity: Bizim gördüğümüz aktiviteler dışında, grup içindeki rolün ne? Güvenilir bir tavsiye verici?
Yoona: Öyle görülebilir belki ama aslında ben ikinci büyüğüm. Ben tek 1990 doğumluyum bu yüzden tam ortada kalıyorum. Sooyoung unnie de aslında 1990 doğumlu ama onun doğum tarihi daha önce.

Çevirmen Notu: “İkinci büyük” aslında doğum yılları ile alakalı. Diğer üyeler 1989 ve 1991 yılında doğmuşken Yoona tam ortası 1990 yılında doğduğu için. Sooyoung’un doğum tarihi daha önce derken aslında 1990’ların başlarında ve Lunar Yeni Yılı’ndan önce demek istiyor. Güney Kore’de insanlar her Lunar Yeni Yılı’nda bir yaş daha alırlar dolayısıyla bu Sooyoung’u Yoona’dan bir yaş daha büyük yapıyor.”

The Celebrity: Söz konusu sahne ve oyunculuk oldu mu en büyükleri sensin ama söz konusu varyete şovları olduğunda da en gençlerisin gibi bir görüntün olmalı. Bu senin ikinci büyük üye oluşunun bir parçası aslında.
Yoona: Söylemiştim benim bu yumuşak görüntüm oldukça beklenmedik. Gerçi bu yanlış anlaşılma birçok varyete şovunu deneyimledikten sonra yok oldu.

The Celebrity: Havalı bir kişiliğin mi var?
Yoona: Ben “havalı” kelimesinin tam zıttıyım ve bu beni çok endişelendiriyor. Hatta hiçkimseyi dinlemeyeceğim halde endişelendiğim bir konu olursa birçok insandan tavsiye bekliyorum. Çünkü avunabildiğimde endişelerimi unutuyorum.

The Celebrity: Kendi sorunlarını nasıl çözüyorsun?
Yoona: Sadece onları başımdan savmaya çalışıyorum. Böyle eğitildim. Burnumu sürttürüp hiçbir şeye bağlı kalmadan kendimi bu albüm için rahat bir şekilde hazırladım.

The Celebrity: Girls’ Generation’ın 10. yıl dönümünün eli kulağında farkında mısın?
Yoona: Vay, haklısın! Teknik olarak bu yıl 9. yılımız ama resmi sayaça göre 8. yıl. 10. yıla erişebilirsek gerçekten mükemmel hissederim diye düşünüyorum. Boa unnie ya da Shinhwa oppalara baktığımda hissettiğim gibi, umarım bu mükemmel sunbaelerimiz gibi bir halimiz olur. Bence Girls’ Generation’ın 10. yılı birçok insanı imrendirecek harika bir olay olacak!

The Celebrity: Girls’ Generation’ın 10. yılı için Yoona’nın planları ne?
Yoona: 5. yıl dönümümüzde üyelerle bir havuz partisi verdik. Hayranlarla daha arkadaşca bir platformda yakınlaşabileceğimiz bir etkinlik yapmayı denemek istiyorum. Konser ya da fan meeting olarak anlaşılmasın, o zaman için 10 yıl boyunda aldığımız sevgi kadar özel bir etkinlik olsun.

Asi Ergen Taeyeon

İnanması zor ama Taeyeon şimdiden 27 yaşında. Bugün, at kuyruğu saçları ve asi pozlarıyla gençlik yıllarına dönüyor. “Bunları hep yapıyorum, bu yüzden hepsine açığım. (güler)”. 19 yaşında çıkış yaptığı için gençlik yıllarına ait anılarının çoğunun pratik ve yapmak ve şarkı söylemekten ibaret olduğunu söylüyor. “Dürüst olmak gerekirse, şu anda yaşlı hissetmiyorum. Daha çok hala ergenlikte olan bir genç gibi hissediyorum.” Hayatının çoğunu SNSD için geçirdiğini söylemek abartı olmaz ama Taeyeon bunu dert etmiyor. “Yapmak istediğim şeyleri yapamadığım için depresif olmaktansa, bunu kendi hayatım olarak kabul ettim.” Fakat vazgeçemediği bir şey var. “Eğer şu an genç olsaydım, bir forma giyer ve lunaparka giderdim. Hız trenlerine bayılıyorum.”

The Celebrity: Yeni albümü kaydederken, en çok düşündüğün şey neydi?
Taeyeon: Eğer Japonya’daki aktivitelerimizi de sayarsak, şu ana kadar bir çok farklı konsept sunduk. Bu sefer “İşte biz buyuz.” demek istiyoruz. Umarım halk bunu görür ve hisseder, “Evet, işte SNSD bu.” der.

The Celebrity: SNSD’nin ne tür bir görünüme sahip olduğunu düşünüyorsun?
Taeyeon: SNSD her zaman eğlenceli olmuştur. Üniforma giyip ‘Tell Me Your Wish’ söylerken sanki kadınlar arasındaki gürültülü bir sohbetmiş gibi hissettiriyor ve hatta güçlü bir konsepte sahip olan ‘Run Devil Run’ zamanında bile hep kızsı bir hava var.

The Celebrity: Yaklaşan albümle alakalı bir şey söyleyecek olsan, bu ne olurdu?
Taeyeon: Bu sezonda dinlemek için iyi bir şarkı.

The Celebrity: Peki yaz döneminde ne tür şarkılar dinlersin?
Taeyeon: Açıkçası sezonları pek dikkate almıyorum. Yazın noel ilahisi bile dinlerim (güler). Noel ilahisi dinlediğinizde sizi rahatlatır ve ruh halinizi iyileştirir. Arada bir caz stilinde, bazen de kilise korolarından dinlerim.

The Celebrity: Sence SNSD’yi diğer kız gruplarından ayıran şey ne?
Taeyeon: Bazen diğer üyelere dışarıdan bakıyorum ve bu gerçekten büyüleyici, değerli. Hepsine minnettarım. Bence bizim en büyük silahımız üyelerimizin sahip olduğu çeşitli yetenekler. Diğer üyeleri izleyerek bir çok şey öğrendim. Mesela bugün yaptığım gibi giyinmek ve poz vermek benim için çok garip. Fakat diğerlerinin bir model gibi olduklarını ve mükemmel iş çıkardıklarını görünce, farklı bir dünyadanlarmış gibi hissediyorum.

The Celebrity: Şarkı söylemek için doğduğunu düşünüyor musun?
Taeyeon: Hala daha iyi olmak için çalışıyorum. Bence iyi söyleyebilmenin doğru yolu bu. Gitgide daha da kafa karıştırıcı oluyor. Her şeyden daha çok, şarkı söylerken kendimden emin hissediyorum. Bugünlerde yarışma programlarını izlediğimde nasıl doğuştan var olan yetenekleri ile bir şeyler sergileyen insanların var olduğunu fark ediyorum. Bu yüzden daha iyi yapmalıyım bence. Böyle kendimi de teşvik ediyorum.

The Celebrity: Taetiseo ve müzikaller dışında bireysel aktivitelerinin olmaması şarkı söylemeye daha iyi yoğunlaşmak için mi?
Taeyeon: Doğru. Bir şarkıcı olarak, henüz hiçbir şeyi tamamen doğru yapamadığımı düşünüyorum. Bir şeyleri dosdoğru yaptıktan ve biraz serbest zamanım olduktan sonra diğer alanlara ilgi duyabilirim.

The Celebrity: Ailenden miras olarak aldığın en iyi şey nedir?
Taeyeon: Annem dürüst ve samimi insanları sever ve kendi de böyle olmak için çok çalışır. Onun kişiliğini aldığım için minnettarım. Ve babamın sesi (güler). Küçükken, babamın şarkı söylemesine bayılırdım.

The Celebrity: Her zaman doğal olan birisin ama kendini yapmak için zorladığın şeyler de var mı?
Taeyeon: Gerçekten dışarı çıkmayı sevmiyorum. Bir sürü insanın olduğu yerlere gitmekten hoşlanmıyorum ama Tiffany bazen beni dışarı çıkarır. “Ne olursa olsun dışarı çık, alışveriş yapman lazım.” Alışveriş yapmak istemesem de çıkıyorum. Bir şeyleri görmeye çalışıyorum ve kendimi biraz hava almaya zorluyorum.

The Celebrity: Ününün yol açtığı stresten uzak durmak için mi evde kalmak istiyorsun?
Taeyeon: Tabii ki ilgi için minnettarım ve çok mutluyum ama bana göre evde olmak en rahat olanı ve evde resim çizmeyi seviyorum.

The Celebrity: En sevdiğin SNSD şarkısı?
Taeyeon: Japonca şarkılarımızdan biri olan Stay Girls’ü seviyorum. Zaman geçse ve bazı şeyler değişse de aynı kalan bir kızla alakalı. Şarkı sözlerini çok seviyorum. Japonya’dayken, ne zaman bu şarkıyı söylesek ağlayacak gibi oluyorum.

The Celebrity: SNSD’nin 10. yıl dönümünde Taeyeon’un planı ne?
Taeyeon: Uzak bir yerlere gitmek zorunda değiliz ama herkesle beraber toplanıp iyi vakit geçirmek istiyorum.

Hayvan Sever Sooyoung
“Eve gidip, koltuğa kurulduğum anda dördü birden koşup geliyor”. Dördü birden? Dört köpeğini birden Girls’ Generation çekimlerine getirmek zorunda olan Sooyoung onlara kişi zamirleriyle sesleniyor. (Çevirmen Notu: Sooyoung, hayvanlar için kullanılan Korece zamirler yerine insanlar için kullanılan zamirleri tercih ediyor.) Suri, Cherry, Bori ve Mori tıpkı onu ruhen ve bedenen rahatlatan bir aile gibi Sooyoung’un kucağına oturdular, kafasına çıktılar ve ona yaslandılar. Sooyoung şu andaki haline en çok uyan konsept olan “Hayvan severliği” seçti. (Diğer üyeler gibi güzel ve havalı bir konsept şeçmem gerektiğini düşündüm) Sooyoung, tuvalet eğitimi bir yana sırf insanları eğlendirmek için yapılan “pati uzatma” eğitimini vermeyi de bıraktı. Onlara bu stresi yaşatmak yerine onlarla yaşayıp gidiyor. Bu doğal ve rahat tabloda tüm ışıltısıyla gülümsedi Sooyoung.

The Celebrity: Çekimlerde köpeklerini dolaştırırken ve mahalle marketine uğrarkenki doğal halinizle çekebildim.
Sooyoung: Ben gerçekte de böyleyim. Gerçek hayatımda rahat ve doğal şeyleri seviyorum.
The Celebrity: Diğer insanların üzerindeki bakışları seni etkiler mi ?
Sooyoung: İşte bu tam da arkadaşlarımı şaşırttığım bir konu. Arkadaşlarımla bara gidiyorum, tavuk yiyor ve bira içiyorum; onlarsa her seferinde “Falan filan yere gitmemizin senin için bir sakıncası olur mu?é diye soruyorlar. Bu iyi bir şey.
The Celebrity: Diğerlerinin bu ilgisine karşı oluşturduğun  bir toleransın var mı?
Sooyoung: Okul hayatım sayesinde fikirlerim değişti. Öğrencilik hayatım esnasında eğer hiçbir zaman şarkıcı olmasaydım nasıl olurdu diye hayal edebildiğim zamanlar oldu. Okul arkadaşlarım sayesinde benim grubum haricindeki insanların nasıl sıkı çalıştıklarını ve iş aradıklarını görebildim. Girls’ Generation her daim hayatımın içinde olacaktır ama dışardaki dünyanın farklı oluşunu bilmek ve bilmemek farklı bir mevzu.
The Celebrity: Normal bir hayat yaşamanın oyunculuğuna katkısı oldu mu ?
Sooyoung: Elbette oldu. Oyunculuğum olmasa bile hemen hemen sıradan bir kadın hayatını daima yaşarım . Okuldaki diğer insanların hayatları göz önüne alındığında, sırdadan ilk aşlarını, buluşmalarını, eve dönüş yolculuklarının hepsini benim de yapabileceğimi hayal ettiğim noktada karakterleri anlamaya başlıyorum.
The Celebrity: Mezun sınıfınızdaki gibi işsizlik sorunuyla yüzleşmene gerek olmasa da mezuniyetinin gelişiyle gurur duyuyor olmalısın.
Sooyoung: Sadece okula gittiğim günlerde kendimle gurur duyarı. Okula gittiğim hayat benim esas hayatım ve bunu benim günlük bir görevimmiş gibi düşünüyorum. Girls’ Generation benim işim. Bu şekilde düşündüğümde Girls’ Generation’da olmanın verdiği stressi kesiyorum.

The Celebrity: Ünlü olarak yaşantınla sıradan bir çalışan yaşantısını karşılaştırdığında, sen işe çok erken kabul edildin ve gerçekten çok hızlı bir çıkış yaptın. Sadede gelirsek bu deneyimin sana ne kadar büyük bir stres yaşattığını hayal etmesi bile çok zor.
Sooyoung: Elbette, deneyimlerimin ve Girls’ Generation olarak geçirdiğim zamanın çok değerli olduğunu düşünüyorum. Okulda öğretmenlerimi dinlerken, Girls’ Generation sayesinde öğrendiğim ve tıpkı bir usta gibi çok iyi olduğum bir konu olduğunu keşfettim. Böyle zamanlarda her zaman “İşte bu konuda uzmanım.” Diye düşündüm. Okulda hissettiğim gururdan daha farklı bir gururdu benim için. Girls’ Generation üyesi olarak hissettiğim gurura benzer… Şu ana kadar, çok da uzun süre öncesine ait değil sahip olduğun şeylerin önemini tam göremeden yaşamışım. “Gee”nin patlama dönemlerinde şöyleydim: “Girls’ Generation’ı seviyor musunuz? Sizin için kızların imzasını almamı ister misiniz?” Şimdi ise “sahnem”, “müziğim” ve “oyunculuğum” benim her şeyim. Bunların hayatımda bir kez olacak olan şeyler olduğunu düşünüyorum. Bunu çok daha erken fark etseydim biraz daha çabuk mutlu olabilirdim. Ne yazık ki o günler geçip gitti.
The Celebrity: Geçen yıl “My Spring Days”deki oyunculuğunla bize daha da geliştiğini gösterdin. Az önce bahsettiğin değişiklikler sayesinde mi?
Sooyoung: “My Spring Days” oldukça tatmin edici bir girişimdi. Bence değişen duygularım ekrana da yansıdı. O vakitlerde yönetmen kafama “Bu senin setin” fikrini sağlam bir şekilde yerleştirdi.
The Celebrity: Duygusal olarak değiştiğine göre Girls’ Generation’ın bu yazki geri dönüşü senin için mutlu bir anı olarak hafızanda yer edecektir diye tahmin ediyorum.
Sooyoung: Heyecanlıyım ve kalbim pır pır ediyor. Bütün üyeler olgunlaştığına göre de bence artık rahatça eğlenebileceğiz ve tadını çıkarabileceğiz. Çünkü korkusuzca ve samimi bir şekilde bu rahatlığın tadını çıkarabiliriz.
The Celebrity: Girls’ Generation’ın 10. Yıl dönümü yaklaşıyor. Sooyoung’un planları neler?
Sooyoung: 5 Ağustos 2017! Sanırım her yıl yaptığımız gibi 10. Yıl dönümümüzde de fanlarla bir parti düzenleriz. Ayrıca fanlarla buluşmamız bitince de biz bize güzelce biraz zaman geçirmek istiyorum. Şampanyamızı yudumlarken bugüne kadar yaşadığımız şeyler hakkında konuşmak…Çok uzak bir tarihmiş gibi görünüyor ama sadece 2 yıl kaldı. Duygu patlaması için bekliyor olacağım!

Yanık Tenli Sörfçü Yuri
Yuri’nin kahve rengi çorap geçirmiş gibi görünen sağlıklı cildine ek olarak okyanustan yeni çıkmış edasındaki sörfçü konsepti dışındaki başka bir konsept ona daha fazla yakışamazdı. Yuri’yi görseniz güneşin ısıttığı plaja her gün gideceğini ve ustalıkla dalgalara bineceğini zannedersiniz. “Dürüst olmak gerekirse, nasıl sörf yapıldığını bilmiyorum. Hiç denemedim bile.” Fakat hemen ardından şaşırtıcı bir itirafta bulundu Yuri: “Unnilere oranla ben sörf hakkında daha çok şey biliyor ve sörfe daha çok ilgi duyuyorum. Sörfçüleri düşündüğünüzde aklınıza okyanus, su ve güneş ışığı gelir. Bu üçü de benim sevdiğim şeyler olduğundan bu konseptin bana uyduğunu düşünüyorum”. Henüz olmasa da geri dönüş faaileyetlerini bitirdikten sonra Yuri’nin sörfçü hayallerini gerçekleştirmek için okyanusa gideceğini hissediyorum.

The Celebrity: Bronz tenin çok çekici. Bronzlaşmaya çalışıyor musun?
Yuri: Bronzlaşmaya çalışmadım hiç. Çok çabuk yanarım ve güneş çıktığında da dışarı çıkmayı severim. Bisiklete binmeye, koşuya bazen de kamp yapmaya giderim.

The Celebrity: O zaman bronzlaşmaya gitseydin daha da hoş görünürdün.
Yuri: Denemek istiyorum böylece daha düzgün bir ten rengine sahip olabilirim fakat basit bir başlangıçta bile bulunmadım. (gülerek)
The Celebrity: Diğer bütün üyeler çok açık tenli olduğundan karşılaştırılınca sen daha yanık tenli duruyorsun.
Yuri: Haha. Aslında kısa short giydiğimde ışıkların sadece onların üzerindeymiş gibi hissediyorum. Bu yüzden de sahnede dururken ten rengim hakkında endişeleniyorum. Tek başıma performans yapsaydım daha bencil olurdum.
The Celebrity: Jeju Adası’ndan geldikten sonra çok az daha bronzlaşmışsın gibi görünüyor.
Yuri: Jeju’da, bu ayın 28’inde yayınlancak olan OliveTv’nin programı olan “MAPS”in çekimleri için 3 gece 4 gün kaldım. Kanghee unniyle küçük bir arabaya binip yavaşça sürerek Jeju’daki yerleri gezdiğimiz bir program. Sadece bir haritayla Jeju boyunca 40km’nin altında gittik. Ayrıca çiçek yaylalarının içindeki bir konuk evinde kaldık. Çok şey öğrendim. İleride bunun gibi daha sade ve yavaş bir hayat yaşamak istiyorum. Jeju Adası’nda da yaşamak isterim.

The Celebrity: Girls’ Generation üyesi Yuri olmak zor mu ?
Yuri: Promosyonlarda deniz aşırı ülkelere gidiyoruz ve bize hep “bakılıyor”. Bilinçsizce maddiyatı düşünürdüm ama Jeju’ya gittikten sonra gerçekten çok özel bir hayata sahip olduğumu keşfettim. Unuttuğum onca şeyi fark ettikten sonra, günlük yaşantımda rahatsız olduğum şeylerin çok da önemli olmadığını gördüm. Rahatsızlık duymak yerine deneyim kazanmanın keyfi çok daha iyi. Bunun değerini anladım.
The Celebrity: Girls’ Generation olarak yaşamak nasıl bir şey?
Yuri: Özel fakat sıradan da. Gün içinde yüzlerce kez kendimi mutlu hissettiğim anlar da oluyor, tahammül edemediğim çok zor zamanlarım da oluyor.
The Celebrity: Bu albümü hazırlamanın size birçok anı kazandıracağını hissediyorum.
Yuri: Albüm hazırlıkları bana her daim yeni bir maceraya atılıyormuşçasına kalbimi pır pır ettirir. Kalbimin pır pır etmesinin hayatımın en zevkli parçası olduğunu düşünüyorum. Fakat bence bu his ve zevk almak ancak iyi hazırlanıldığında hissediliyor. Bir maceraya atılacağınız zaman yola çıkmadan önce dikkatlice hazırlanmak zorundasınız. Maceralarımdan ve mücadelelerimden haz alıyorum fakat hamlemi yapmadan önce bir kez daha düşünüyorum. Böyle yapa yapa dikkatli olmayı öğrendim.

The Celebrity: Kaprisli biri olmak yerine daha çalışkan biri olmayı tercih ediyorsun.
Yuri: Sıkı çalışmak benim ikinci kimliğim oldu. Bu benim doğal halim. Öyle olmadığım vakitlerde kendimi rahatsız hissediyorum. Neticeler bunu gösterir zaten ama sürecin de önemli olduğunu düşünüyorum. Eğer bu süreçte kendime dürüst olmaz ve yetersiz hissedersem kimseyi kandıramam.
The Celebrity: Şu sıralar Tiyatro Bölümü’ne kaydoldun ve eğitimlerinin zorluğuyla bilinen Joongang Üniversite’sinde Sooyoung’la birlikte çekim yaptın. Okulun özel atmosferinin bir etkisi var mı?
Yuri: O atmosferi fark etmeden bile gerildiğim zamanlar oldu. Çünkü herkes çok sıkı çalışıyor. Okul arkadaşlarıma bakarak motive oluyorum. Ayrıca tutkulu olduğum zamanları hatırlıyorum.
The Celebrity: Oyunculuğa devam etme planlarınız var mı ?
Yuri: İş oyunculuğa geldiğinde kendimi her zaman istekli fakat ağır bir sorumluluk taşıyor gibi hissediyorum. Girls’ Generation üyesi olarak çıkış yaptığımdan beri oyunculuk benim hayalimdi. Sabırsız değilim bu yüzden de daha ileriki yaşlarımda oyunculuğa devam etmek isterim.
The Celebrity: 9 yıldır büyümekte olan Girls’ Generation’ın kuruluşu hakkında ne düşünüyorsun?
Yuri: Her zaman iyi değildi. Hayatın tamamının kusursuz olmayacağını görerek 8 üyenin de daha güçlü ve bağlı bir şekilde büyüdüğünü hissediyorum.
The Celebrity: Bu yazki geri dönüş faaliyetlerinden sonra herhangi bir tatil planın var mı?
Yuri: Tatile plan yaparak giden tiplerden değilim. Vaktim olduğunda kafamın estiği yere gidiyorum sadece. Maldivler, Hawaii, Okinawa, Bali, Guam, Ko Samui… Bol güneş ışığı ve okyanusun olduğu her yeri severim.
The Celebrity: Girls’ Generation’ın 10. Yıl dönümü yaklaşıyor. Yuri’nin planları neler ?
Yuri: 10. Yıl dönümüne özel her bir üye kendi solo albümünü çıkarsa çok eğlenceli olurdu. Bu zor gelirse de her bir üyenin solo şarkılarının bulunduğu bir albüm de olabilir. Her biri solo şarkılardan oluşan bir saatlik bir şov oluşturmaya ne dersiniz? Şüphesiz yayınlanma tarihi 5 Ağustos olurdu!

Moda İkonu Tiffany

TaeTiSeo’nun direktörü ve SNSD’nin fikir lideri, Tiffany. Fotoğraf çekiminde kullanılan her türlü giysiyi ve her çift ayakkabıyı dikkatlice inceliyor; mükemmeliyetçiliği hali hazırda bilinen bir hikaye. Sadece SNSD’nin aktiviteleri değil, gündelik hayat için de, hiçbir şey onun için çizgiyi geçmiyor. Moda ikonu olarak, The Celebrity kamerasından önce, kendini moda ikonlarının moda ikonu, ‘moda editör’ü olarak atadı. Konsept, Şeytan Marka Giyer’in mükemmeliyetçisi Anna Wintour (Meryl Streep’in rolü) ve kafası karışık stajyer Andie (Anne Hathaway’in rolü)!

The Celebrity: Çekimin başından sonuna kadarki konsantrasyonun unutulmayacak cinsten. Kendinin özen gösteren ve detaylı bir yönünü gösterdin.
Tiffany: Hataları kaldıramıyorum. Herkesin sonuçtan mutlu olması için, iyi sonuçlar elde etmelisin. Bu süreç zor olsa bile, mükemmel olmalı.
The Celebrity: Çok fazla uğraşıyorsun ve mükemmeliyetçisin.
Tiffany: Etrafımdaki insanlara patronluk taslıyorum ve bu benim için de inanılmaz yorucu. Bazıları için bu sinir bozucu ve ya yorucu olabilir fakat üyeler kalbimi anlıyorlar ve bu yüzden minettarım. Bana ‘’Tiffany bir şeyler senin fikirlerinin etkisiyle daha da gelişiyor.’’ diyorlar.
The Celebrity: Başlarda çok yanlış anlaşılmalar olmuş olmalı.
Tiffany: Sonradan anlıyorlar. Çalıştığım insanlar sadece bir kez çalıştığım insanlar değiller ve garezimden ya da bencilliğimden bunu yapmadığımı biliyorlar.
The Celebrity: Geri dönüşünüzün duyurusuyla insanlar SNSD’nin yeni konseptini merak ediyorlar.
Tiffany: Tabi ki SNSD bazı ikonik konseptler yaptı fakat bunların hepsinin rastlantı olduğunu düşünüyorum. SNSD’nin konsepti her zaman yaşa uygun ve doğal bir görünüm oldu. Yaşı dolayısıyla büyüyen kadın,motifimiz.
The Celebrity: O zaman şu an SNSD hangi büyüme evresinde?
Tiffany: Sanırım kendimizi hem bilip hem de bilmediğimiz bir dönemdeyiz. Benim açımdan bakacak olursak, kendimi bıraktım.
The Celebrity: Kendini bırakmak nasıldı?
Tiffany: Bir kere kendini bıraktığında, bunun bir cazibesi ortaya çıkıyor. Kendi dürüst halini gösterebilmek. Olgunluk buna mı deniyor?
The Celebrity: Bir mükemmeliyetçinin kendini bırakması çok fazla cesaret gerektirmiş ve macera hissi yaratmış olmalı.
Tiffany: Haha, meydan okumayı severim.
The Celebrity: Şu ana kadar hayatında korkusuz bir macerayla en çok kendine ne zaman meydan okudun?
Tiffany: Ortaokulun 3. yılında Kore’ye geldiğim zaman. SM Entertainment’ın seçmelerinden geçtikten sonra, kararımı verdim ve 3 haftada Kore’ye geldim. Hayatım Amerika’daydı ve ebeveynlerim aklımı kaybettiğimi düşündü. Şimdi bile geriye baktığımda, çılgınca bir meydan okumaydı.

The Celebrity: Hayat için tutkun çok şiddetli. Dinlendiğinde tembel günlerin oluyor mu?
Tiffany: Tabi ki. Çok meşgul bir hayatım var çünkü biliyorum ki tembellik yapabilirim, bu yüzden bunu engellemeye çalışıyorum. Tembel olduğum zaman hiçbir şey yapmıyorum. Tembel halimi sevmiyorum.
The Celebrity: Bu kadar fazla çalışmış olmanın nedeni nedir?
Tiffany: Asya’yı temsil eden bir şarkıcı olma hedefim vardı, BoA sunbaenim gibi.
The Celebrity: Çok fazla çalışmaya devam edecek misin?
Tiffany: Diğer zorlu işler beni bekliyor. 30’larımda Amerika’da bir solo albüm üzerinde çalışmak istiyorum. Grammy Ödülleri’ne katılmak ve Victoria’s Secret Fashion Show’da performans sergilemek uzun süreli hayallerimden ikisi.
The Celebrity: Bir rol modelin var mı?
Tiffany: Jennifer Lopez. Renklerini, müziğini ve yaşam stilini müziği yoluyla gösteren, ikon olmuş bir solo kadın sanatçısı olmak istiyorum. Kendi müziğim üzerinde çalışırken,yapımcı olarak hoobaelerime yardım etmek istiyorum.

The Celebrity: SNSD’nin 10. Yılında Tiffany’nin planları neler?
Tiffany: Fanlarla iletişim kurmak istiyorum böylece onların fikirlerini alıp,uygulayabiliriz. Ayrıca sahnede ve ya müzik video aracılığıyla gösteremediğimiz şarkıları söyleyebileceğimiz bir performans sergilemek istiyorum. Üyelerin yazdığı ve yaptığı şarkılardan oluşan bir albüm üzerinde de çalışmak istiyorum. Onun gelirinden elde ettiklerimizi sanat okuyan bayan öğrenciler için kullanmak istiyorum. Başlarda SNSD de o öğrencilerden biriydi. Yeni jenerasyon SNSD ‘ye yatırım da diyebilirsiniz

Yoğun Bir Punkçı, Hyoyeon

“Hyoyeon, daha önce seni fotoğraflarını çekerken gördüğümüzde…”, “İyi yaptım değil mi?”(gülüyor) Biz de tam onu söyleyecektik. Bugün Hyoyeon, punkı öyle bir şekillendirdi ki onun SNSD olarak 8 yıl geçirdiğine inanmak güçtü. “Motosikletçi ceketi, üzerinde çiviler olan topuklular. Hepsini seviyorum.” Fakat kafamızda bir soru işareti var. Genellikle giyerek Instagram’a yüklediği tatlı, rengarenk tonları olan el çantaları ve  pijama seti nerede? “Şirin şeyler iyidir. Yalnız olduğumda seksi elbiseler giydiğim zamanlar da var (gülüyor).” Kendini ifade etmeye alışmış Hyoyeon, güzelliğin ne olduğunu anlamanın tam ortasında.

The Celebrity: Bu kayıtı yaparken, hangi alanlar belliydi ve hangi alanlar kafa karıştırıcıydı?
Hyoyeon: Bir kere en belirgin olan şey, kareografimiz ve bizim kendimize özgü enerjimizdi. Pratik yaptığımızda, en yakın zamanda sahneye çıkmak ve göstermek istiyoruz. Uzun zamandan sonra ilk defa albüm için fotoğraf çekimi yaptık ve bu farklı hissettirdi. Kafa karıştırıcı olan ise, artık daha büyük olduğumuz için, sevimli davranışların uygun olup olmadığını merak etmemiz(gülüyor).
The Celebrity: Bu zamana kadar SNSD’yle çalışırken yapmak zorunda olduğun en zor şey neydi?
Hyoyeon: Kendimi SNSD’ye nasıl uyduracağımı bilmiyordum. Ben güçlü stillerden hoşlanıyorum ama SNSD feminen, yumuşak ve masum olmak zorundaydı. Bize giymemiz için ne veriyorlarsa giyiyordum ve kendime hiç dikkat etmiyordum. Kendime daha çok yatırım yapmak için çok çalıştım ve kendi makyajımı yapmaya başladım. Şimdi daha fazla SNSD-imsi oldum ve bunun içinde kendimi buldum.
The Celebrity: Bu yönünü SNSD dışında bir projede göstermeyi düşündün mü? Bir keresinde Missy Elliot’un müziğinde kendine güvenin olduğunu söylemiştin.
Hyoyeon: Şimdi bunu duyunca çok dandik geldi(gülüyor). Lütfen Missy Elliot’u iptal edin. Daha önce hayalimi uzak köşelerde aradım ama şu an görüyorum ki aslında yakınımda. Sevdiğim şey, şu an yaptığım şey, dans etmek ve sahnede şarkı söylemek. Birlik olarak ve ya solo aktivitelerde , kadın bir savaşçı gibi güçlü bir görünüm sergilemek istiyorum. Ayrıca bugünkü konseptle sahneye çıkmanın da eğlenceli olacağını düşünüyorum. Seksiymiş gibi davranıp seksi değilsen ve iyi dans ediyorsan, çok seksiymişsin gibi görünüyor.
The Celebrity: O sahne için birşeyin pratiğini yaptın mı?
Hyoyeon: Arkadaşlarla dans ettiğim videoları sosyal medyaya yükleyeceğim. Pratik yaptıktan sonra kendimi izliyorsam eğlenceli olmuyor. Beyonce “7/11” müzik videosunu bir hotel odasında pijamalarla ve diz çoraplarıyla dans ederek çekti. Onun gibi ben de arkadaşlarımla doğal bir sekilde oynarken videoya çekmek istiyorum. Bir günlük reality şov gibi.

The Celebrity: Yakında Hyoyeon’s One Million Likes yayınlanacak ve bir kitap çıkacak. Bir kadının ideal görüntüsü hakkında me düşünüyorsun?
Hyoyeon: Daha önce yüzüme 3 santimetrelik fondoten sürerdim(gülüyor). O sahnede güzel gözüküyordu fakat ince bir fondoten tabakasıyla ve gözlerimi biraz belirginleştirerek daha doğal gözüküyor ve yaşımı gösteriyorum. Kendilerini geliştirmek için çalışan insanlar çok güzel, okumayı sevmediği halde elinde kitap dolaştırıp okumaya çalışanlar gibi. ‘Yapılamaz’ veya ‘Yapamam’ diyen insanlardan hoşlanmıyorum.
The Celebrity: Sahnede durmak dışında yapmak istediğin birşey var mı?
Hyoyeon:Moda dizaynına karşı çok ilgim var o yüzden şu an illüstrasyon öğreniyorum. Sevdiğim renk düzenleri ya da desenler yok. Bir gün kendiminkini yapmak ve giymek istiyorum.
The Celebrity: SNSD’nin şarkıları arasından hangileri favorin?
Hyoyeon: “The Boys” ve “Into the New World”. “The Boys” zamanında çok eğlenceli şeyler oldu. Amerika’da aktivitelerimiz vardı ve dünya turu yaptık. Sahnede kendimize güvenimiz de vardı. Ve “Into the New World” de hayallerimizi gerçekleştiren şarkıydı.

The Celebrity: SNSD’nin 10. Yılında Hyoyeon’nun planları neler?
Hyoyeon: Bir fan şarkısı yapmak istiyorum. Şarkı üzerinde çalışırken yardıma ihtiyacımız olabilir(gülüyor). Bence minettar kalbini fanlara bir şarkı üzerinden göstermek çok dokunaklı. Çok gözyaşı dökmem ama H.O.T. sunbaenimin “Celebrate” ya da S.E.S. unnilerin “Relay” şarkısını dinlediğimde duygusallaşıyorum.

Şık Balerin Seohyun

“Şimdikinden çok daha farklı bir hayat yaşardım.” Seohyun çok dürüst. Gerçek olmayan, süslenmiş bir hayali yok. “Zorluk çektiğim anılarım var (güler). Ve özlüyorum da.” O SNSD ile birlikte büyüdü. Zor anıları ve duyguları paylaştıktan sonra diğer insanlar için hayal etmesi güç olabilir. “Bir çok neşeli anım da var. Doğrusu, nefret ettiğim zamanlar da vardı. Her zaman iyi olamaz. Ve sevginiz gitgide derinleşir. Sadece biz bu duyguyu anlayabiliriz.”

The Celebrity: Çıkışınızdan beri 9 yıl oldu bile. O zamandan bu zamana en çok ne değişti?
Seohyun: Önceyle karşılaştırırsak, kendime daha çok güveniyorum. Daha doğal oldum. Önceleri bir sürü pratik yapar ve bir şeyleri nasıl gösterebileceğimi düşünürdüm. Fakat şu an bu tür saplantılarımı bıraktım ve daha özgürüm.

The Celebrity: Bugünlerde dikkatini çeken başka bir alan var mı?
Seohyun: Oyunculuk! Bir dizide kısaca gözüktüğüm zaman bundan çok hoşlanmıştım. Yoğun programımız nedeniyle bir saatlik uykuyla çekime gitmiştim ama orda enerjiyle dolup taşmıştım. Uzun süre iyi bir şekilde oyunculuk yapmak istiyorum. Bu yüzden aceleye getirmemeye çalışıyorum.

The Celebrity: Son zamanlarda müzikalinde yer aldın. Scarlett O’Hara’yı canlandırmak nasıl bir duyguydu?
Seohyun: Gerçekten çok mutluydum. Halkın bana karşı olan düşünceleri genelde dürüst, masum ve iyi olduğuydu. Herkes Melanie’nin bana Scarlett’ten daha çok uyduğunu düşünüyordu ama benim bir çok yönüm var. Bu yüzden başka yönlerimi de göstermek istedim. Bir dahaki sefere yine Scarlett’i canlandırmak isterim.
The Celebrity: Diğer üyelerle birlikte şarkı da yazdın. Eğer SNSD ile ilgili bir şarkı yazacak olsaydın, ne anlatmak isterdin?
Seohyun: Bizim hikayemizi yazmak isterim. Bizim yaşadıklarımız ve kadınlar arasındaki iletişimi anlatmak isterim. Bu albüm için bir çok şarkı sözü yazdım fakat hiçbiri kabul edilmedi (güler). Kabul edilmemiş olsalar da bence iyi bir deneyimdi. Şarkı sözlerini daha sonra kendi şarkılarım için kullanmayı düşünüyorum. Büyük bir şey değil, sadece gitar çalarken (güler).

The Celebrity: Geri dönüş için hazırlanırken, SNSD için hangi konseptin daha iyi olacağını düşünüyordun?
Seohyun: Ne zaman bir şarkı yayınlasak hep yeni bir yönümüzü göstermek istediğimizi söyledik ve bunun için de aynısı geçerli. Şarkıyı hep nasıl daha iyi ve yeni bir tarzda söyleyebileceğimizi düşündük. Bir sürü farklı şey denedik.
The Celebrity: SNSD’nin müziğinin sınırı olduğunu düşünüyor musun?
Seohyun: Açıkçası, I Got a Boy’u dinlediğimizde “Böyle bir şarkıyla ne yapacağız?” diye düşünmüştük. Çıkışımızdan beri 10 yıl geçti ve her zaman gençlere özgü şeyler üzerinden gidemeyiz. Şarkıcı olarak, daha gelişmiş yönlerimizi göstermek istiyoruz. Her seferinde güvenli olanı seçseydik, kendimizden şüphe duymuş olurduk. Farklı şeyler deneyerek gelişebileceğimize inanıyorum ve eğer işe yaramazsa sorunun nerde olduğunu düşünürüz.

The Celebrity: SNSD’den ayrı kişisel bir hedefin var mı?
Seohyun: Kesinlikle bir gün bütün dünyayı seyahat edeceğim. Şu an istediğim yerlere gidebileceğim özgürlüğüm yok ve hep aynı yerlerdeyim. Seyahat edersem kalıpları kırabilir ve bir şeyleri daha iyi anlayabilirim.

The Celebrity: Seohyun’un kişisel hayatı ile ünlü hayatı arasında iyi bir denge sağlayabilmişsin. Peki bunu nasıl başardın?
Seohyun: Ünlü olmanın tüm hayatım olduğunu düşünmüyorum. Bu sadece çok çalışmam gereken bir şey ama dönüp hayatımda baktığımda her şeyin iş olmuş olmasını istemiyorum. Hayattan zevk almak ve bir çok şey görmek istiyorum.

The Celebrity: SNSD’nin 10. yıl dönümünde Seohyun’un planı ne?
Seohyun: Diğer herkesle birlikte seyahat çıkmak istiyorum. Bizi özgürken çekmek ve saklamak, uzun bir zaman sonra ise tekrar izlemek ve anıları yeniden yaşamak istiyorum.

Zeki Yönetmen Sunny

Diğer üyeler etrafta şakalaşırken Sunny düşüncelere dalmış gibi görünüyordu. Bir film yöneticisi gibi, kameranın arkasında düşüncelere dalmıştı. Sunny’nin sözlerini dinlediğinizde bu konseptte zorlanmadığını söyleyebilirsiniz. “Eğer bir yönetmen olsaydım, zihinsel dünyayla yapılan filmlere ilgim olduğu için ‘Inception’ ya da ‘Side Effects’ gibi filmler yapardım.” Sunny kameralar önünde, şöhretli bir yaşamdansa olağan ve sessiz bir yaşamı hayal ediyor. Tabii diğer hayali de atlamayalım. “Girls’ Generation üyelerinin başrol olduğu bir süper kahraman filmi yapmak çok eğlenceli olurdu diye düşünüyorum. ‘The Avengers’ın kadın versiyonlarını oluşturarak her birinin gücüne ayrı ayrı vurgu yapabilirdik.”
The Celebrity: Son zamanlarda zamanını nasıl harcıyorsun?
Sunny: Kendime odaklanıyorum. Çıkış yaptıktan sonra sürekli şöhret olarak yaşadım diye düşünüyorum. Meşgul olduğumda gidip dinleneceğim ve enerji depolayabileceğim doğal bir yer arıyorum. Aslında kalbimi saklayacağım bir yer. Neyse ki kedim sağ olsun, biraz olsun kendimi iyileştiriyorum.
The Celebrity: Radyo programın “Sunny’s FM Date”de bir gün boyunca bir müzik yayınlayacak olsaydın, ne tür bir müzik olurdu?
Sunny:Sanırım genellikle R&B ve hip-hop olurdu. Bu tarz müzikleri seviyorum. Mike Ronson ve Bruno Mars’tan ‘Uptown Funk’ ile başlamak ve Blackstreet’ten ‘Happy Song (Tonight)’ ile bitirmek güzel olurdu.
The Celebrity: Birlikte çalışmak istediğin bir müzisyen var mı?
Sunny: Bence kendi hayatlarından söz eden rapçilerden biriyle çalışmak eğlenceli olurdu.
The Celebrity: Bu albüm için beklentiler hat safhada, sence hazırlıklar güzel gidiyor mu?
Sunny: Dürüstçe, tatmin olayının göreceli olduğunu düşünüyorum. Albümü hazırlarken yeterince memnun hissetmem mümkün olmadı. Kendimi bu işin içine sürüklemem de bu yüzden. Çünkü biraz daha dokunaklı ve biraz daha mükemmel olsun istiyorum.
The Celebrity: Girls’ Generation’a nasıl sarılıyorsun şu an?
Sunny:Zirvede olan bir gruptansa çok fazla şey deneyimlemiş bir grup olduğumuzu düşünüyorum. Birlikte geçen bunca zaman ve olay sayesinde birlikteyiz. Bence biz gücünü tecrübelerinden alan büyük bir grubuz.
The Celebrity: Girls’ Generation’ın bir sonraki adımı ne olabilir?
Sunny: Bunu daha önce de düşündüm ama bir işe yaramıyor. Genellikle her şeyi akışına bırakıyorum. Ne zaman kendimi bir şeyler yapmaya zorlasam doğal değilmiş gibi hissediyorum ve başka birinin kıyafetlerini giymişim gibi geliyor. Girls’ Generation’ın da o ana ne uyuyorsa ve ne istiyorsa onu yapacağını düşünüyorum.

The Celebrity: Girls’ Generation’dan ayrı, bireysel olarak yapmak istediğin bir şey var mı?
Sunny: Basit bir insan Soonkyu, bakın şöhret Sunny değil, meydan okumalarla işi iyi götüremiyor. Şöhret Sunny hiçbir şeyden korkmaz. Bu şekilde 9 sene yaşadıktan sonra kişisel aktiviteleri yapmak isteğim minimum düzeyde. Sadece kendime ait bir zamanım olsun istiyorum. Birden böyle düşünmeye başladım. Olağan olan neyse, normalliği tecrübe etmek istiyorum. Ara sıra kendimi bir şapka, maske ve gözlük olmadan yemek yemeye, alışverişe giderken ya da arkadaşlarımla rahatça eğlenirken hayal ediyorum. Çünkü şu an bunu yapamıyorum.
The Celebrity: Eğer sana bir aylık bir tatil verilseydi ne yapmak isterdin?
Sunny: Ailemle buluşmak isterdim. Ailem şu an parça parça yayılmış durumda. Annem ve babam Ortadoğu’da, ablamlardan biri ailesiyle birlikte Kore’de yaşıyor, diğer ablamsa ailesiyle birlikte Amerika’da. Hepimizin buluşması bir ay alır diye düşünüyorum.
The Celebrity: Hiç iyimser ve parlak görünüşünün bazen rahatsız ve boğucu hissettirdiği oldu mu?
Sunny: Bence önemi yok çünkü her zaman kız gibi olmam gereken bir imaj değil, bunun yerine rahat olabiliyor ve gerçek kişiliğimi ortaya çıkarabiliyorum. Bu uydurulmuş bir imaj değil, halkın yakaladığı bir parçam benim. Neyse ki bana yük olan bir şey yok.
The Celebrity: Hiç Girls’ Generation’dan uzak bir hayat düşündün mü?
Sunny: Bir gün öyle bir durum gelecek ki, daha fazla şarkı söyleyip dans edemeyeceğiz. Ama hala üyeler birbirlerine “Kız, kız!” diye seslenebiliyor, şakalaşabiliyor ve sadece birbirlerinin gözlerine bakarak bile ne düşündüklerini anlayabiliyor. Bence sadece böyle yaşlanıyoruz.
The Celebrity: Girls’ Generation’ın 10. yıl dönümü için Sunny’nin planları ne?
Sunny: Birlikte bir gezintiye çıkalım ve oyun oynayıp eğlenelim istiyorum. Ayrıca “Özgür Girls’ Generation” konseptiyle bir fotoğraf çekimi ya da video yapmak da güzel olurdu diye düşünüyorum.

Sources: ‘The Celebrity’ Magazine, Pocari8
Translated by: ch0sshi@soshified
Edited by: bhost909@soshified
Çeviri: Büşra, Pelin, Özlem ve Gülsüm